23 Ekim 2012 Salı

Barselona (2)

Barselona'nın  ana caddesi olan La Rambla’da gezerken uğranması gereken yerlerden biri de meşhur  yiyecek  pazarı olan  Mercat de la Boqueria 'dır.




Barselonanın en meşhur ve eski yiyecek pazarının tarihi 1200'lere kadar uzanıyor. Önceleri sadece et satışı yapılan bu pazar daha sonra mezbaha olarak kullanılıyor. Boqueria adı da ordan geliyor; katalanca "kasap dükkanı" demek. İlerleyen zamanda bir çok küçük dükkan açılıyor. 1835'de de resmen pazar yeri olarak kabul ediliyor ve inşasına başlanıyor. Son halini 1914'de alıyor ve  fotoğrafta görülen, halen kullanılan   metal tavan, 1914'te inşa edilen tavandır. 




Pazar alanı 1600 metrekare ve resmi beyanlarına göre 27.000 çeşit ürün satılıyor burada. Pazar her gün (Pazar günleri hariç) saat 08:00 - 20:30 arasında açıkDünyanın her yerinden gurmeleri kendine çeken bu pazarda çok farklı yiyecekler bir arada bulunuyor. İşlenmiş et çeşitleri, taze ve salamura balıklar, deniz mahsülleri,  salam, sosis gibi şarküteri ürünleri, sebzeler, meyveler, tatlılar, hamur işleri, ev yapımı şaraplar, taze kesilmiş İtalyan makarnaları,  çeşit çeşit baharatlar, çikolatalar, yüzlerce mantar çeşidi, peynirler bu çatı altında toplanmış.




Barselona'ya ilk gittiğim  1999 yılında  çok fazla olmayan ama  günümüzde  pazarı istila etmiş olan  özellikle egzotik meyveler başta olmak üzere çeşit çeşit meyveler ve meyve suları bana göre pazarın yerel havasını bozmakla birlikte pazara rengarenk bir hava veriyor. Pazarda özellikle öğle saatlerinde İspanyolların Tapas adını verdikleri meşhur mezeleri ile karnınızı doyurma imkanı veren yerler  bulunuyor. Tapasların yanı sıra hemen yemek için hazırlanmış rengarenk meyve tabakları da turistlerden çok ilgi görüyor. Bence bu pazar Barselona’da yemek tutkunlarının ve fotoğraf çekenlerin uğramadan geçemeyeceği ilk  yerdir. 
























22 Ekim 2012 Pazartesi

İspanya-Barselona (1)

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz  Avrupa seyahatimizin Almanya-Köln ve Hollanda-Amsterdam 'dan sonraki 3. durağı İspanya'nın en güzel şehirlerinden biri olan Barselona  oldu. Barselona, İspanya'nın Katalunya özerk bölgesinin başkentidir.  Yaygın dil Katalanca'dır. Barselona denince akla sanat, mimari zenginlik, mutfak çeşitliliği, gece hayatı, deniz kısaca her şeyden bir parça gelir.  Barselona'nın geçmişinin İspanya'dan daha eski olması ilginçtir. 9. yüzyılda Katalan bir asilzade aile tarafından kurulmuştur. Barselona yüzlerce sanatçı yetiştiren bir kenttir. Picasso, Dali, Miro, Antonio Gaudi gibi dehalar bunların en fazla tanınanlarındandır. (Kaynak.internet) Akdeniz ülkesi olması, bir deniz şehri olması ve canlı cıvıl bir şehir olması şehre bambaşka bir hava katıyor.Otelimiz şehrin ana caddesi olan La Rambla’da olduğu için eşyalarımızı otele bırakıp, şehri gezmeye  meşhur  La Rambla’dan başladık.Caddenin ismi olan La Rambla'nın  hikayesi  şöyledir: ‘Rambla’ Arapça’da kumlu dere yatağı anlamına gelen bir kelimeymiş ve 14. yüzyıla kadar burası gerçekten de kumlu bir dere yatağıymış. Zamanla çevredeki yapılaşma arttıkça dere yatağı kapatılmış ama Rambla adı sabit kalmış.


1,2 km.uzunluğunda ve oldukça geniş olan bu caddenin bir ucu  ünlü Catalunya Meydanı'na  diğer ucu ise limana ve Kristof Kolomb Heykeli'ne  uzanır.
Barcelona´nın ana caddesi La Rambla yaklaşık yüz sene evvel inşa edilmiş ve  o dönemden beri de şehrin en işlek ve turistik caddesi.La  Rambla 5 adet küçük caddenin birleşmesiyle oluşmuş uzun bir caddedir. Bu küçük caddeler, Plaça de Catalunya’dan Port Vell’e olmak üzere sırasıyla, Rambla de Canaletes, Rambla dels Estudis, Rambla de Sant Josep, Rambla dels Caputxins ve Rambla de Santa Monica’dır. Her bir caddenin kendine özgü özellikleri vardır. Rambla de Canaletes adını Font de Canaletes çeşmesinden alır ve Plaça de Catalunya yönünden caddenin ilk bölümü olduğu için, La Rambla’ya gelenler burada büyük bir kalabalık oluşturur. Rambla dels Estudis, kuşların satıldığı bir açık hava pazarı gibidir.Bu cadde üzerinde bol miktarda  kafeler, hediyelik eşya dükkanları, çicekçiler bulunur.





Günün her saati çok kalabalık olan bu cadde de değişik kostümler içerisinde ilginç şovlar yapan sokak sanatçılarını  görebilirsiniz.Özellikle akşamları bütün bulvar bu sanatçılarla doludur. Kimi pandomim yapar,  kimi kılık değiştirir, bazıları dans eder.  Karakalemle portrenizi çizdirmek veya Japon alfabesiyle isminizi yazdırmak gibi ilginç aktiviteleri gerçekleştirebilirsiniz.
Ulaşım için en fazla rağbet edilen metronun La Rambla üzerinde; Plaça Catalunya’da, Liceu’da ve Kolomb  heykelinin yakınında olmak üzere 3 durağı vardır. Liceu durağından sahile doğru devam eden kısım, sokak göstericileri, sanatçıları, ressamları, canlı heykelleriyle La  Rambla’ın en hareketli yeridir. Yine bu civarda görebilecekleriniz arasında; Gaudi’nin Kont Guell için tasarladığı malikâne Palau Guell ve kare şekilli bir meydan olup Gaudi’nin tasarımı olan ilginç sokak lambalarına ev sahipliği yapan Plaça Reial bulunur



Ayrıca Avrupa’nın en büyük opera salonlarından birisi olan Gran Teatre del Liceu da Liceu’dadır.


Ana meydandan limana doğru inerken caddenin solunda kalan bölge eski şehir Barri Gotik, sağda ise  El Raval’dır . Bu bölgelere girdiğinizde bu dar ve tarihi dokusuna, mimarisine dokunulmamış sokaklarda   tarihi ve mimari kokan bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

















Bu tarih kokan sokaklarda dolaşırken    sanatçı ustalığını yaptığı tatlılara taşıyan ve hepsi bir sanat eseri gibi olan Carles Mampel'in Bubo pastanesine uğramadan geçmek olmazdı. Carles Mampel 1999 yılında İspanya'da en iyi Pasta Şefi ünvanını alan İspanya'nın ünü dünyaya yayılmış bir şefi. Carles Mampel   iç tasarım stüdyosu Grumax ile 2005 yılında Barselona'nın tarihi alanında ilk Bubo mağazasını  açtı. Mağaza ve ürünler  kısa zamanda haklı bir üne kavuştu  mağaza sayısı 3’e çıktı. Barselona'nın tarihi alanında  eski Santa Maria del Mar kilisenin karşısındaki meydanda yer alan bu pastanenin hem göze hem damaklara hitap eden ürünleri ile sizi  başa bırakıyorum. ( Gezi notlarıma yarın devam edeceğim.)
Bubo : Caputxes, 10/ 08003 Barcelona (Spain)/ Tel. 932 687 224/ http://bubo.es/
 İyi akşamlar.



Lipton’la Yumuşak İçimli Bir Yeşil Çay Deneyimine Hazır Mısınız?



Çay tutkunlarının vazgeçilmezi Lipton, çok daha yoğun ve keyifli bir çay deneyimi sunan Piramit Poşet Çay serisine yeşil çayları ekledi. Yeni Lipton Piramit Yeşil Çay çeşitleri, en genç çay yapraklarını taze bitki ve meyvelerle bir araya getirerek yeşil çayı daha hafif, lezzetli ve keyifli bir deneyime dönüştürüyor.
 Çay tutkunlarının vazgeçilmezi Lipton, Piramit Poşet Çay serisine yeşil çay deneyimini çok daha keyifli hale getiren Piramit Yeşil Çay çeşitlerini ekliyor. Yeni Lipton Piramit Yeşil Çaylar, Sade, Limonlu Melisalı ve Nane Ferahlığı olmak üzere birbirinden lezzetli üç farklı tatla raflardaki yerini alıyor.

Bitki, meyve ve yeşil çay kategorisine yeni bir soluk katan Lipton Piramit Poşet Çaylar, daha geniş demlenme alanı ve içerisindeki büyük bitki ve meyve parçalarıyla lezzetini suya daha yoğun bir şekilde veriyor. Geçtiğimiz yıl Çilekli Ahududulu, Elmalı Tarçınlı, Ballı Limonlu, Kuşburnu ve Papatya olmak üzere birbirinden lezzetli 5 ürünle piyasaya çıkan Lipton Piramit Poşet Çaylar, bu yıl yeni çıkardığı yeşil çay ailesi ile benzersiz bir çay deneyimi sunmaya devam ediyor. Çok daha yumuşak içimli Piramit Yeşil Çaylar ile taze çay yaprakları ve tomurcuklarından gelen hafifliği her yudumda keşfedeceksiniz.


15 Ekim 2012 Pazartesi

Biber Kremalı ve Ispanaklı Makarna

Herkese merhaba.  Havalar halen sıcak olduğu için  kış sebzelerine çok fazla rağbet etmiyorum ama pazarda tazecik ıspanakları görünce dayanamadım ve aldım. Senenin ilk ıspanağını klasik ıspanak  yemeği olarak yapmak istemediğim  için bu makarnada kullandım. Ispanak, kırmızı biber, Ricotto peynir ve fıstık birleşince ortaya nefis bir tat çıktı. Yapımı da çok kolay olan bu makarnayı alternatif bir tat isteyenlere öneririm.Afiyet olsun
Malzemeler:(Tarif Yemek Pişirme Keyfi-Makarna kitabından alınmıştır)
1 paket burgu makarna
1 kilo ıspanak
1 avuç dolmalık fıstık
200 gr. ricotta peyniri
2 adet dolmalık kırmızı biber
1 yemek kaşığı kıyılmış maydanoz
süt
1 diş sarımsak
zeytinyağı
tuz
rendelenmiş parmesan peyniri
Hazırlanışı:
Dolmalık kırmızı biberler yıkanır, ayıklanır ve ince ince  doğranırlar. Bir tavada zeytinyağında sotelenirler. Bir kaba alınıp ricotta peynir ve kıyılmış maydanoz ile iyice karıştırılır.Çok az süt ilave edilip yumuşak bir hale gelene kadar karıştırılıp makarnanın kreması elde edilir. Diğer tarafta ıspanaklar ayıklanır iyice yıkanır ve haşlanır. Haşlanan ıspanağın suyu iyice süzülür ve kabaca doğranır. Bir tavada dövülmüş sarımsak zeytinyağında pembeleştirilir ve fıstıklar eklenir. Fıstıklar hafif kahverengileşinceye kadar çevrilirler ve  üzerine ıspanak eklenir. Ispanak bir iki dakika çevrilerek pişirilir ve altı kapatılır. Makarna tuzlu suda 10 dak. haşlanır ve süzülür. Ricotta peynirli biber kreması ile iyice karıştırılıp harmanlanır. Servis tabağına bir kat makarna, bir kat ıspanak ve bir kat makarna konulur.  İstenirse bu şekilde, istenirse rendelenmiş parmesan peynir ekilerek servis edilir.
AFİYET OLSUN.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Maş Fasülyesi Salatası

Herkese güzel bir hafta dilerim. Güneydoğu Anadolu bölgesinde çok kullanılan  minik bir fasülye olan Maş Fasülyesini geçtiğimiz günlerde düzenlenen  Geleneksel  Gaziantep Yemek Şenliğinde tezgahlarda görünce hemen aldım  ve salatasını yaptım. Cin Börülcesi diye de bilinen bu  sevimli fasülye şeker hastaları için gereken B vitaminlerini içermektedir. İçeriğinde bol protein ve lif bulunmaktadır. Ayrıca hücre yenileyici özelliği de vardır. Çin mutfağında da yaygın olarak kullanılan Maş Fasülyesinin salatası dışında, yemeği, çorbası yapılıp, pilavlara eklenip, filizlendirilebiliyor.(Kaynak: İnternet)
Salatayı yaparken sadece yeşil renk hakim olsun istedim ve ona göre malzemeler kullandım. Sizler salata için bu fasulyeye ağız tadınıza ve  isteğinize her türlü ve renkli salata malzemesini ekleyebilirsiniz.

Malzemeler.(istenilen miktarda)
Maş fasülyesi
Dereotu
Maydanoz
Taze soğan
Tuz
Limon suyu
Zeytinyağı
Hazırlanışı:
Ayıklanıp, temizlenen maş fasülyesi  su ile bir tencereye konulur ve haşlanır. Haşlanınca suyu süzülür ve ılınması beklenir. Ilınınca bir kaba alınır ve ince, ince doğranmış dereotu, maydanoz ve taze soğan içine eklenir. Ayrı bir kapta limonun suyu, zeytinyağı ve tuz iyice karıştırılıp salatanın sosu hazırlanır ve salataya eklenir. İyice karıştırılan salata servis tabağına alınır ve servis yapılır.
AFİYET OLSUN.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Siraysir

Herkese güzel bir hafta dilerim. Ekim ayına girdik ama  havalar hala çok sıcak özellikle gün ortasında yaz günlerini aratmayan sıcaklıkları yaşıyoruz  bu nedenle bugün yaz günlerine ait bir tarif vermek istiyorum.(Ekim ayında soğuk çorba tarifi vereceğim hiç aklıma gelmezdi) Antakya mutfağına ait bu çorba tek başına  bir öğün olarak tüketildiği  gibi diğer yemeklerin yanında da sunulabiliyor.
(Tarif Jale Balcı'nın  Antakya ve Yemekleri kitabından alınmıştır.)
Malzemeler: (6 kişilik)
1 su bardağı bulgur
2 su bardağı su
yoğurt
tuz
kuru nane
Hazırlanışı: 
Bulgur su ile bir tencereye konulur ve haşlanır. Bulgur tane tane olmamalı, biraz fazla haşlanmalıdır. Haşlanan bulgur soğutulur ve yoğurtla karıştırılır. (Yoğunluğunu kendi ağız tadınıza göre ayarlayıp, su katabilirsiniz ben biraz su kattım.) Tuzu da eklenir ve iyice karıştırılır. Üzerine kuru nane serpilerek servis edilir.
AFİYET OLSUN

24 Eylül 2012 Pazartesi

Çullama

Herkese güzel bir hafta dilerim. Eylül ayının sonuna yaklaşıyoruz  zaman çok hızlı geçiyor yılın son aylarına girdik bile. Yazı bitirdik sonbaharın da ilk ayını uğurlamaya hazırlanıyoruz. Havalar biraz nefes aldırmaya başladığı için salata ve  hafif yemeklerin yerini yavaş yavaş  pilavlar, börekler almaya başladı. Çarşıda organik tavuk bulunca hemen  aldım ve sonbaharın ilk tavuklu tarifini yaptım.   Afiyet olsun.
Malzemeler: 6 kişilik (Tarif Lezzet Dergisinden alınmıştır)
2 yufka
1 tavuk göğüs eti( but eti de kullandım)
1 tane kuru soğan
2 su bardağı baldo pirinç
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı tarçın
yarım çay bardağı zeytinyağı
3 su bardağı tavuk suyu
1 su bardağı tavuk suyu
1 tatlı kaşığı çam fıstığı
1 tatlı kaşığı kuş üzümü
tuz
Hazırlanışı:
Tavuk etleri yumuşayıncaya kadar haşlanır. Soğuyunca derileri ve kemikleri ayıklanır ve etler didiklenir. Tavuk suyundan bir bardak kenara ayrılır. Pirinç yıkanır ve süzülür. İnce  ince doğranmış soğan zeytinyağında kavrulur. Ardından çam fıstığı tencereye eklenir ve kavrulur. Pirinç konulur ve sürekli karıştırılarak kavrulur. Tuz, karabiber, tarçın ve kuş üzümü ilave edilip hafifçe karıştırılır. Tavuk suyu konulur kapağı kapatılıp pişirilir. Fırın tepsisi yağlanır. Yufkanın biri tepsiye yerleştirilir. Pilavın yarısı üzerine yayılır. Didiklenmiş tavuk etleri pilavın üzerini örtecek şekilde yerleştirilir. Kalan pilav tavuğun üzerine yayılır ve düzleştirilir. Diğer yufka da en üste kapatılır. Yufkanın üzerine zeytinyağı sürülür. Isıtılmış fırında 180 'C de  yufkanın üzeri kızarana kadar pişirilir. Ayrılan bir bardak tavuk suyu eşit şekilde çullamanın üzerine dökülür. Tekrar fırına konulur ve 5 dak. daha pişirilir. Çıkarınca sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

13 Eylül 2012 Perşembe

Erik Suyu

Geçtiğimiz günlerde yaptığım erik marmelatından kalan eriğin suyunu ziyan etmeyip sağlıklı soğuk bir içeceğe dönüştürmek istedim ve ortaya bu güzel renkli  içecek çıktı.
Malzemeler:

1 kilo mürdüm eriği
4 su bardağı su
1 kilo tozşeker
Hazırlanışı:
Erikler yıkanır ve çekirdekleri çıkarılır. Dörde bölünüp tencereye konulur. Üzerine  yarım su bardağı su konulup, erikler yumuşayıp, dağılana kadar kaynatılır. El blendırı ile püre haline getirilir. Püre olan erik süzgeçten geçirilip, suyu süzülür. Erik suyunun içine 1 kilo toz şeker ve 3.5 su bardağı su konulur ve şeker iyice eriyene kadar kaynatılır. Erik suyu ılınana  kadar tencerede bekletilir ılınınca şişeye konulup buzdolabında soğutulur ve soğuk soğuk ikram edilir. Suyun kıvamı ağır gelirse damak tadına uygun gelene kadar içine su ilave edilebilir.
AFİYET OLSUN

Teşekkürler Algida Carte D'or

Algida Carte D'or'dan içinde birbirinden güzel tatların olduğu bir sepet geldi. Hepsi yapılamk için sıraya girdi. Teşekkürler Algida Carte D'or.

8 Eylül 2012 Cumartesi

Erik Marmelatı

Herkese güzel bir hafta sonu dilerim. Sonbaharı yavaş yavaş hissetmeye başladık. Havalar serinledikçe kış hazırlıkları artıyor.Tezgahlardan  yaz meyveleri  kalkmadan reçeller, marmelatlar hazırlanıyor. Mürdüm eriği marmelatı da sanırım en fazla yapılan marmelatlardan biridir. Güzel rengi ve mayhoş tadıyla kışın sofralara yaz havasını  getiriyor. Haydi buyrun tarife.
Malzemeler:
1 kilo mürdüm eriği
yarım su bardağı su
1 kilo tozşeker
yarım limonun suyu
Hazırlanışı:

Erikler yıkanır ve çekirdekleri çıkarılır. Dörde bölünüp tencereye konulur. Üzerine su konulup, erikler yumuşayıp, dağılana kadar kaynatılır. El blendırı ile püre haline getirilir. Püre olan erik süzgeçten geçirilip, suyu süzülür. Kalan püre kısım tekrar tencereye alınır ve şeker eklenerek kaynatılır. Kıvama gelince limon suyu eklenir bir iki taşım daha kaynatılır ve altı kapatılır. Kavanozlara alınıp, soğuması beklenir. Soğuyunca ağızları kapatılır. İstenirse tencerede soğutulup kavanozlara alınabilir.
AFİYET OLSUN.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Patlıcan Kebabı

Herkese güzel bir hafta dilerim. Sonbaharın ilk haftasına geldik bile.Yazın en güzel sebzelerinden patlıcan tezgahlardan kalkmadan önce mümkün olduğunca farklı şekillerde pişirmeye çalışıyorum. Çorbası, salatası, musakkası, köftesi derken sıra kebabında. Antep mutfağına ait olup yapımı çok kolay, görüntüsü ve tadı nefis olan bu kebap özellikle misafirler için güzel bir alternatif olabilir.
Afiyet olsun.
Malzemeler:
3 adet patlıcan
yarım kilo kıyma
tuz
kimyon
karabiber
domates
yeşil sivri biber
Hazırlanışı:
Patlıcanlar yıkanır, sapları  kesilir ve dilimlenir. Diğer tarafta kıyma tuz, karabiber ve kimyon eklenerek yoğrulur ve parçalar koparılıp yuvarlanır ve köfteler hazırlanır. Şişlere bir patlıcan bir köfte olarak dizilir. Önceden ısıtılmış fırının ızgarasında ya da mangalda çevrilerek pişirilir. (Fırın ızgarasında da, mangalda da pişirdim mangalda pişen çok daha lezzetli olup, patlıcanların daha iyi pişmesi için   imkanızın varsa mangalda pişirmenizi öneririm) Ayrıca sivri biberler ve domatesler de mangalda  pişirilir ve hepsi servis tabağına alıınır ve sıcak olarak servis yapılır.


AFİYET OLSUN.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Şeftali Reçeli

Herkese güzel bir Cumartesi ve haftasonu dilerim. Blogumda hiç reçel tarifi vermemiş olduğumu farkedip çok şaşırdım ve hemen geçen hafta yaptığım şeftali reçelimin tarifini vermek istedim. Genelde bildiğiniz gibi reçel yapımında meyvenin üzerine şeker konulup bir gece bekletilir ve ertesi gün kaynatılıp reçel yapılır. Şeftali yumuşak bir meyve olduğundan şeker ile bekletilip kaynatıldığında fazlaca yumuşayıp, dağıldığından ben şeftali ve yumuşak meyvelerin reçelini yaparken önce şerbetini kaynatıp meyveyi daha sonra içine ekliyorum böylece şeftaliler daha diri ve bütün olarak kalıyorlar ama şeftalinin şekerde bekletilip, kaynatılarak da reçeli yapılabilir. Ağız tadınıza göre seçim sizin.
Malzemeler:
1 kilo şeftali
2 su bardağı şeker
2 su bardağı su
yarım limonun suyu ya da limon tuzu
Hazırlanışı:
Şeker ve su tencereye konulur ve kaynamaya bırakılır. Diğer tarafta şeftalilerin kabukları soyulup, küçük küçük doğranırlar. Şerbet kıvama gelene kadar kaynatılır. Kaynayan ve kıvamlanan şerbetin içine şeftaliler eklenir. Mümkün olduğunca az karıştırılır ve üzerinde oluşan köpükler bir kevgir yardımı ile alınır. Şeftalinin bıraktığı suyu çekene kadar pişirme devam eder. Şeftaliler saydamlaşınca ve iri gözenekler oluşunca reçele limon suyu eklenir ve bir iki dakika daha kaynatılıp altı kapatılır. Reçel kavanozlara konuluır ve soğuyunca ağzı kapatılır ya da tencerede soğutulup, soğuduktan sonra kavanozlara pay edilir. Kahvaltıda taze sıcak ekmeğe sürülen tereyağının üzerine sürülerek çayla  birlikte  afiyetle yenilir.
AFİYET OLSUN

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...