Türk mutfağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk mutfağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2018 Cumartesi

Muhallebili Güllaç

Herkese merhaba. Yavaş yavaş Ramazanın sonuna yaklaşıyoruz. Ramazan bitmeden farklı bir güllaç tarifi daha vermek istedim.
Afiyet olsun.
Malzemeler
Güllaç için:
7 adet güllaç yaprağı
1 litre süt
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı dövülmüş fındık
Muhallebi için:
1 lt.süt
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı pirinç unu
1 paket vanilya
üzeri için:
İnce ince kıyılmış şam fıstığı(istenilen miktarda)
kiraz şekeri (istenilen miktarda)
Hazırlanışı:Süt ile pirinç unu bir tencerede iyice karıştırılarak kaynatılır. Koyulaşmaya başlayınca şekeri ilave edilir ve karıştırılmaya devam edilir. Muhallebi kıvamına gelince vanilya eklenip bir iki karıştırılıp, altı kapatılır.  Muhallebi ara sıra karıştırılıp, soğutulur. Diğer tarafta  güllaç için bir tencerede süt ve toz şeker karıştırılarak kaynatılır ve kaynayan süt biraz ılıtılır.   Geniş bir tepsiye parlak kısmı üste gelecek şekilde konulan güllaç yaprağı ılık süt ile iyice ıslatılır. İkinci güllaç yaprağı da aynı şekilde konur ve süt ile ıslatılır. Muhallebiden biraz  yaprağın üzerine konulur ve tüm yaprağın üzerine yayılır. Yayılan muhallebinin üzerine fındık serpilir. Tüm yapraklar bitene kadar bu işleme devam edilir.Tencerede kalan sütün tamamı güllacın üzerine dökülür. Güllaç buzdolabında sütün tamamını çekene ve soğuyana kadar bekletilir. Soğuyunca çıkarılıp, şam fıstığı ve kiraz şekeri ile süslenip, dilimlenip servis yapılır
AFİYET OLSUN


27 Mayıs 2018 Pazar

Çikolatalı Güllaç

Herkese iyi akşamlar. Ramazanda, Ramazanın vazgeçilmez tatlısı güllaç tarifi vermeden  olmaz değil mi? Güllaç tarifini daha önce paylaştığım için bu akşam çikolatalı alternatifini  vermek istiyorum.
İftar sonrası afiyet olsun.
Malzemeler: (Tarif sütlü mutfaktan alınmıştır)
7 tane güllaç yaprağı
1 litre süt
2 yemek kaşığı kakao
80 gr.çikolata
1 su bardağı şeker
arasına serpmek için  istenilen miktarda dövülmüş fındık
Hazırlanışı: Süt, şeker ve kakao birlikte ısıtılır. Isınan karışıma çikolata konur ve çikolata eritilir.  (Sütün sıcaklığı parmak değecek sıcaklıkta olmalı) Bir borcama bir güllaç yaprağı konulup, ılık süt ile ıslatılır. İkinci yaprak üzerine konulup, süt ile ıslatılır. İkinci yapraktan sonra dövülmüş fındık  serpilir.  Bu şekilde tüm yapraklar konulup, fındık serpilir. En son yaprak konulduktan sonra kalan sütün tamamı üzerine dökülür. Güllaç, buzdolabında bir, iki saat bekletilerek, dinlendirilir. Buzdolabından çıkarılınca servis tabağına alınır, üzerine istenilen miktarda dövülmüş şam fıstığı serpilip, kiraz şekeri konulur ve dilimlenerek servis yapılır.
AFİYET OLSUN

15 Aralık 2014 Pazartesi

Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Dolması

Herkese iyi akşamlar. Her sebzeyi, meyveyi mevsiminde tüketmeyi tercih ettiğimden kışın yaz sebze ve meyvelerinin tazelerini değil, kurutulmuşlarını kullanıyorum. Bu akşamki tarifim de kışın soframda bol bol yer alan kuru patlıcan  ile  yapılan bir lezzet.  Daha önce etli tarifini verdiğim kuru patlıcanın bulgur ile yapılan bu tarifi de  en az etlisi kadar nefis oluyor.
Afiyet olsun.
Malzemeler:
15 adet kuru patlıcan
2 su bardağı pilavlık bulgur
1 adet büyük boy kuru soğan
2 yemek kaşığı salça
4 yemek kaşığı nar ekşisi
yarım yemek kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı kimyon
1 yemek kaşığı kuru nane
1 yemek kaşığı yeni bahar
tuz
karabiber
Hazırlanışı:Kuru patlıcanlar yıkanır ve altı kapatılmış kaynar suda 5 dak. bekletilirler. Diğer tarafta ayıklanmış, yıkanmış ve süzülmüş bulgur bir kaba konur. Küçük küçük doğranmış kuru soğan, salça, nar ekşisi, baharatlar ve zeytinyağı kaba eklenir ve hepsi iyice karıştırılarak harmanlanır. Hazırlanan iç kaynar sudan çıkarılıp süzülmüş patlıcanların içine doldurulur. Patlıcanın tamamı doldurulmaz ve ağız kısmında pay bırakılır. Ağız kısmı elle kapatılır. Tencereye patlıcanlar yatay şekilde ve bir tanesinin ağız kısmı diğerinin alt kısmına gelecek şekilde yerleştirilir.(Ağız kısımları bu şekilde yerleştirilip açılmaları önlenmiş olur. Piştikten sonrada ağızlarının kapalı olması gerekir) Tüm patlıcanlar bu şekilde dizilirler. Patlıcanların yarısına gelecek kadar  sıcak su konulur. Üstüne bir kapak kapatılır ve pişmeye bırakılır. Pişince servis tabağına alınan dolmalar  sıcak olarak servis edilir.
AFİYET OLSUN

21 Aralık 2011 Çarşamba

Tarhana Çorbası

Herkese merhaba. Tarhana çorbasını sanırım sevmeyen yoktur bizde de çorbaların atası olan Tarhana en sevilen çorbalarındandır.
"Tarhana çorbası, sabah kahvaltıları dahil her öğün yenebilir. Kökeni Orta Asyadan gelen Türklere dayandığı söylense de tarhana kelimesi Farsçadır. Her türlü yiyeceği kurutarak saklamaya çalışmışlar ve yoğurdun saklanması için de Tarhana çorbasını bulmuşlardır. Önemli bölümü yoğurttan oluşan Tarhana çorbası besleyici olduğu kadar kuru toz şeklinde olduğu için uzun süre saklanabilir. Türkiye'de Tarhana çorbasının birçok türünü bulabilirsiniz.Türkiye'de, Uşak, Denizli, Kahramanmaraş şehirlerinde ve Beypazarı'nda ünlüdür. " (Kaynak:Vikipedi)
Tarhana'nın ismiyle ilgili ilginç bir hikaye vardır. Vaktiyle bir hükümdar seferlerinden birini yaparken, bir fakirin evine misafir olmuş. Sıkıntı içinde ne ikram edeceğini şaşıran köylü kadın çabucak bir çorba kaynatıvermiş. Hükümdar kendisine ikram edilen çorbayı çok beğenip, ev sahiplerine övgüde bulunarak, ‘bu ne çorbası?’ diye sormuş. Çorbayı hazırlayan kadın ‘dar hane çorbasıdır, kusura bakmayın. Afiyetle yiyin’ demiş. ‘Darda olan ev’ anlamına gelen dar hane, zamanla tarhana diye anılmış.”
Ülkemizin pekçok yerinde farklı şekillerde yapılan Tarhanın en meşhur olduğu şehirlerden biri olan Uşak'tan "Yeldanlızade Tarhana Baba" tarhanası gelince hemen pişiriverdim ve bunu sizlerle paylaşayım istedim. Uşak'ta bir tanıdığınız varsa ondan isteyin ya da yolunuz Uşak'a düşerse mutlaka" Tarhana Baba" yı alıp deneyiniz. Afiyet olsun.
Malzemeler:
3 yemek kaşığı tarhana
1 lt(5 su bardağı) su (et, tavuksuyu olabilir)
yarım yemek kaşığı salça
zeytinyağı
tuz
Hazırlanışı: (kutunun üzerindeki tariftir)
1 lt(5 su bardağı)suya 3 çorba kaşığı tarhana konulur, karıştırılır ve bir kenara bırakılır. Bir tencereye yarım çorba kaşığı salça, az miktarda zeytinyağı ve tuz konularak hafif ateşte karıştırılarak yağın kızması beklenir. Bu karışıma suyun içinde bekletilen tarhana ve suyu dökülür. Hafif ateşte karıştırılarak pişirilir. Kaynamaya başlayınca karıştırma bırakılır ve 5-10 dak. daha kısık ateşte pişirilir ve altı kapatılır. Sıcak olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN.

22 Mayıs 2011 Pazar

Kağıtta Pastırma, Mantı, Necmiye Hanım Tatlısı-Kayseri

Herkese güzel bir Pazar günü dilerim. Bugün sizlere geçtiğimiz günlerde gittiğim Kayseri'de tattığım ve oradan getirdiğim lezzetlerden kısa bilgiler vermek istiyorum. Kayseri'de tüm yöresel tatları yemek için size "Kaşık-la"yı öneririm. Kayseri'nin varlıklı bir ailesinde dünyaya gelen Necmiye Hanımı babası okutmamış, kocası çalışmasına izin vermemiş. Üç çocuk annesi Necmiye Özderici Postaağası, Kayseri'de eşinin araba galerisinde "araba alana bir tabak mantı" ikramı ile iş yaşamına adım atmış. Kayseri'nin meşhur "Kaşık-la" adlı lokanta zincirini kurmuş ve ürettiği mantılarla büyük hipermarket raflarında yerini almış. Ardından da ismini taşıyan "Necmiye Hanım Tatlısı" ile dünyaya açılmış. (kaynak:webeleman.com)
Hikayesi çok ilginç ve tüm bayanlara örnek olan Kaşık-la'da mutlaka Kağıtta Pastırma, Mantı, sarma ve en son olarak patenti Necmiye Hanım'a ait olan özel tatlı Necmiye Hanım Tatlısından yemeden çıkmayın derim. Orada yediğim Kağıtta Pastırmayı eve dönünce Kayseri'den getirdiğim pastırma ile denedim ve sonuç harika oldu.
Kağıtta Pastırma
Malzeme:
12 adet pastırma
1 domates
1 tatlı kaşığı tereyağı
Hazırlanışı:
Pastırmalar yağlı kağıdın ortasına dizilir. Üzerine dilimlenmiş domates ve tereyağı konulur.(İstenirse yeşil biber, kıyılmış maydanoz ve dilimlenmiş limon da konulabilir ben kullanmadım)
Yağlı kağıt kenarları kıvrılarak kapatılır, üzerinde bıçak ucu ile bir iki delik açılır ve fırına konulur. Üzerine hafifçe su serpilir ve önceden ısıtılmış fırında 180 'C de 10-15 dak. pişirilir. Pişince fırından alınır, kağıt açılır ve sıcak olarak servis yapılır.
Kayseri'de meşhur bir laf var. Bir kaşığa 40 mantı sığmazsa o mantı makbul değildir. Gerçekten mantıların minikliğine inanamıyorsunuz o minik mantıları görünce bunlar mantıysa bizim İstanbul'da mantı diye yediklerimiz ne acaba diye düşündüm. Kayseri'de mantı biraz farklı servis ediliyor. Mantı domates sosu suyuna karıştırılmış olarak masaya geliyor. Yoğurt ve sarımsaklı sos ayrı getirilip isteğe göre mantıya ekleniyor. Yukarıdaki fotoğraf benim evde hazırladığım gerçek Kayseri Mantısı. Tabi ki Kayseri'den vakumlu olarak aldığım ve evde sadece kaynar suya atarak pişirdiğim mantı.
Kaşık-la'nın kendine özel tatlısı Necmiye Hanım Tatlısı un, tahin, pekmez ile yapılan Nevzine Tatlısı benzeri bir tatlı ve üzeri bol fıstık ile kaplanmış. Biraz ağır bir tatlı ama mutlaka deneyin derim. Yukarıdaki tatlı fotoğrafını ben cep telefonum ile Kaşık-la'da çektim. Aşağıdaki fotoğrafı internetten alıp, bilmeyenler için Necmiye Hanım Tatlısının nasıl bir tatlı olduğunu göstermek için sayfaya koydum. Her şehrinde, bölgesinde harika tatları saklayan Türkiye'nin en güzel mutfaklarından biri olan Kayseri'nin tadı damağımda kalarak bir sonraki Kayseri seyahatimi dört gözle bekliyorum.


(Bu fotoğraf internetten alınmıştır)

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Cağ Kebap ve Kadayıf Dolması- Erzurum


Herkese bir hafta aradan sonra merhaba. Mart ayından beri her hafta iş gezileri nedeniyle İstanbul dışında olduğumdan blogumu güncellemem ve sizleri ziyaret etmem çok aksadı. Her hafta Türkiye'nin başka bir bölgesinde çeşitli şehirlerde olup, haftasonu İstanbul'a dönmek ve buradaki işlerimi toparlamak blogumla ilgilenmemi engelliyor. 3 ayda tam 31 şehire gittim bu şehirlerde yerel yemekler hakkında fırsat buldukça bilgi sahibi olup, yerel tatları yerinde tatmaya çalıştım. Geçen hafta en son gittiğim şehir Erzurum'du. Erzurum'a gidince tabi ki yapılması gerekeni yapıp Erzurum'un meşhur Cağ Kebabını ve Kadayıf Dolmasını tattım.(Cep telefonum ile çektiğim ve ne yazık ki çok net olmayan fotoğrafları sizinle paylaşmak istiyorum)

Cağ kebabı, 'yatık döner' olarak da bilinen, yağlı kuzu budundan yapılan bir çeşit kebaptır. Erzurum ve Artvin'e ait olan Cağ kebabı, önceden terbiye edilmiş etin yatık bir şiş üzerinde odun ateşi eşliğinde pişirilmesiyle hazırlanır. Cağ adı verilen şişler kullanılarak servis yapıldığından bu adı almıştır. Servisi, yine yöreye özgü lavaş ekmeği ile beraber yapılır. Birçok yerde, yanlış olarak 'çağ kebabı' şeklinde telaffuz edilmektedir Hazırlanması ustalık gerektirir. Malzemeye soğan, karabiber eklenir. Et yatık biçimde odun ateşinde pişirilir. Döner bıçağı ile birer porsiyon kesilip ızgara üzerine alınır. Burada et biraz daha pişirilir. Lavaş ekmekle servis yapılır. Ayrıca yanında yöresel ayran ya da şalgam tüketilmektedir. (Kaynak: Vikipedi)
Erzurum'da Cağ Kebabı denilince akla "Meşhur Tortum Koç Cağ Kebap" geliyor. Sahibi Kemal Koç olan ve Cağ Kebabın patentini elinde bulunduran bu salon Erzurum'a gelen ünlüleri ağırlamakla meşhur. Salonun duvarları buraya gelen ünlülerin fotoğrafları ile dolu. Duvarlarda ayrıca en fazla sayıda Cağ Kebabı yiyen müşterilerin fotoğrafları da asılı. Salonda Cağ Kebabından sonra sofraya yine Erzurum'un özel tatlarından Kadayıf Dolması geliyor. Kadayıfın içerine bolca ceviz konulup, sarılarak yağda kızartılan, ardından da şerbete batırıldığında afiyetle yenmeye hazır olan bu tatlı biraz ağır bir tatlı ama yine de yenilmesi gerekiyor.
Yolunuz Erzurum'a düşerse mutlaka "Meşhur Tortum Koç Cağ Kebap" a uğrayın ve kebap ile Kadayıf Dolmasını yiyin belki de en fazla Cağ Kebap yeme rekorunu kırarsınız ve sizin de fotoğrafınız rekor kıranların arasına asılır.
AFİYET OLSUN

21 Mart 2011 Pazartesi

Tepside İçli Köfte

Herkese güzel bir hafta dilerim. Geçtiğimiz hafta Antep, Urfa, Mardin, Adıyaman, Diyarbakır ve Adana’yı kapsayan birhaftalık iş gezisi nedeniyle sizlerden uzak kaldım ama şimdi tekrar beraberiz. Bu güzel bölgenin en sevdiğim tatlarından biri içli köftedir. Bu güzel tadın gittiğim her şehirde farklı şekilde ve pişirme yöntemleriyle yapıldığını gördüm ve hepsi de çok güzeldi. İçli köfte yapmaya hiç cesaret edemedim ama eninde sonunda deneyeceğim. Bugün yöresel lezzetlerde her zaman en beğendim bloglardan biri olan Sevgili Hilal’in Sağlıklı Mutfak blogunda gördüğüm tepsideki şeklini yaparak haftaya başlamak istedim. Tarifin orjinalini burada bulabilirsiniz.
Dış malzeme:
2 su bardağı ince bulgur
200gr yağsız kıyma
1 adet soğan
1yemek kaşığı salça
1 yumurta
Tuz
İç malzeme:
250gr az yağlı kıyma
1 adet soğan
1 su bardağı iri çekilmiş ceviz
1 yemek kaşığı sıvı yağ
Tuz
Yarım çay kaşığı Karabiber
Yarım çay kaşığı Tarçın
Hazırlanışı:
Dışı:
Bulgur, ufak yemeklik doğranmış soğan,tuz ve yumurta karıştırılır ve 5dk yoğrulur. Kıyma ve salça ilave edilerek yoğrulmaya devam edilir. Yoğurma esnasında 1,5 su bardağı su kademeler halinde bitene kadar eklenir. Bulgur o suyu tamamen çekecektir. Yaklaşık 5 dk yoğrulur. İç malzeme hazırlanana kadar dinlendirilir.
İçi:
Kıyma 1 yemek kaşığı sıvı yağ ile suyunu çekene kadar kavrulur, soğanlar üzerine eklenir ve pembeleşene kadar pişirilir. Cevizler taneli olacak şekilde robottan geçirilir ve tuz, karabiber, tarçın ile birlikte kıymaya ilave edilir. Ocağın altı kapatılır.Bulgurlu hamur eşit 2 parçaya bölünür. Yuvarlak bir tepsiye yarısı bastırılarak yayılır. İç malzeme ortasına serilir. Kalan hamur da üstüne dikkatlice serilir ve üst kısmı biraz ıslatılır. 180 derecede fırında kızarana kadar pişirilir. Pişirmeye başladıktan 15dk sonra fırın kapağı açılarak üzeri tekrar ıslatılır(2 yemek kaşığı su ) ve pişirmeye devam edilir. Üzeri kızardığında fırından alınır. Üzerine bir bez örtülerek 10-15dk dinlendirilerek dilimler halinde servis yapılır.
AFİYET OLSUN

21 Şubat 2011 Pazartesi

Kuru Patlıcan Dolması

Herkese güzel bir hafta ve Pazartesi dilerim. Her sebzeyi sadece mevsiminde tüketmeyi seviyorum ve buna mümkün olduğunca bağlı kalmaya çalışıyorum. Hemen hemen her sebze ve meyve artık tezgahlardan hiç kalkmıyor ama ben inatla mevsimi dışında onları tüketmemeye ve soframa koymamaya özen gösteriyorum. Bu nedenle özellikle kurutulmuş domates, kuru patlıcan ve çiçek bamya kışın soframdan hiç eksik olmazlar. Güneydoğu mutfağının nefis tatlarından olan kuru patlıcanın etlisi de zeytinyağlısı da bizde çok sevilir. Bugün etlisinin tarifi var afiyet olsun.
Malzemeler:
20 adet kuru patlıcan
350 gr. kıyma
yarım su bardağı pirinç
2 adet kuru soğan
2 yemek kaşığı salça
tuz
karabiber
kuru nane
sumak
nar ekşisi
zeytinyağı


Hazırlanışı:

Kuru patlıcanlar yıkanır ve altı kapatılmış kaynar suda 5 dak. bekletilirler. Diğer tarafta bir kapta kıyma, ince ince doğranmış kuru soğan, 1,5 yemek kaşığı salça ve miktarı ağız tadına göre ayarlanan tuz, karabiber, kuru nane, sumak ve nar ekşisi(ekşisi ne kadar bol olursa tadı o kadar güzel oluyor bu nedenle nar ekşisi ve sumağı bol koyuyorum) konulur ve hepsi karıştırılıp yoğurulur. Hazırlanan iç kaynar sudan çıkarılıp süzülmüş patlıcanların içine doldurulur. Patlıcanın tamamı doldurulmaz ve ağız kısmında pay bırakılır. Ağız kısmı elle kapatılır. Tencereye patlıcanlar yatay şekilde ve bir tanesinin ağız kısmı diğerinin alt kısmına gelecek şekilde yerleştirilir.(Ağız kısımları bu şekilde yerleştirilip açılmaları önlenmiş olur. Piştikten sonrada ağızlarının kapalı olması gerekir) Tüm patlıcanlar bu şekilde dizilirler ve yarım kaşık salça, nar ekşisi, zeytinyağı ve bir miktar su karıştırılıp üzerlerine dökülür.(Patlıcanların yarısına gelecek kadar su konulur) Üstüne bir kapak kapatılır ve pişmeye bırakılır. Pişince servis tabağına alınan dolmalar yoğurt ile servis edilir.

AFİYET OLSUN.

24 Aralık 2010 Cuma

Aşure

Herkese merhaba ve hayırlı Cumalar. Ankara ve Kayseri'den beni izleyenlere (dün görüşme fırsatım oldu) selam gönderiyorum. Ankara'dan sevgili İkizlerin Annesi Özlem selamını aldım sana da sevgilerimi gönderiyorum. Bugün biliyorsunuz benim tatlı günüm ve tam zamanı olduğu için aşure tarifimi yayınlıyorum. Afiyet olsun.
Malzemeler: ( 10 kişilik)
2 su bardağı aşurelik buğday
450 gr. toz şeker
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kuru fasulye
1 çay bardağı pirinç
yarım çay bardağı kuş üzümü
yarım çay bardağı çam fıstığı
yarım çay bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
1 çay bardağı kuru kayısı
1 çay bardağı kuru incir
yarım çay bardağı badem
1 yemek kaşığı buğday nişastası
süslemek için:
Nar
kuş üzümü
çam fıstığı
Hazırlanışı:
Aşurelik buğday bir gece önceden suya konulur. Nohut, fasulye, kuru üzüm ve kuş üzümü de bir gece önceden suya konulur. Ertesi gün suda bırakılan tüm malzemeler bir taşım kaynatılır. Geniş bir tencereye buğday ve diğer kaynatılan mazlemeler konulur. Üzerini geçecek sıcak su ilave edilir ve kısık ateşte pişirilir.(Buğdayların iyice ezilmeleri ve diğer bakliyatların iyice yumuşaması gerekir)Pişme sırasında gerekirse sıcak su ilave edilir. Pişmesine yakın küçük küçük doğranmış incir, kayısı, pirinç, çam fıstığı ve bademler eklenir ve hepsi yumuşayıncaya kadar pişirilmeye devam edilir. Ayrı bir kapta buğday nişastası suda eritilir ve yavaş yavaş karıştırılarak tencereye eklenir. Son olarak tencereye toz şeker konulur bir taşım kaynatıldıktan sonra altı kapatılır. Kaseler pay edilen aşure biraz soğuduktan sonra üzeri kuş üzümü, çam fıstığı ve nar taneleri ile süslenir ve iyice soğuduktan sonra servis yapılır.
AFİYET OLSUN.

15 Eylül 2010 Çarşamba

İncir Teleme

Bugün sizlere yine yerel bir tarif vermek istiyorum. Samsun -Bafra yöresine ait olan bu tatlı ilk defa denendiğinde ağızda değişik, mayhoş bir tat bırakıyor. Son derece hafif ve gerçekten değişik bir tatlı. İlk defa yediğimde ilk iki kaşıkta tatlıyı pek sevmedim daha doğrusu ne olduğunu tam anlayamadım ama iki kaşıktan sonra çok hoşuma gitti. Yapımı çok kolay olan kuru incir ve sütten oluşan bu tatlıyı hiç denemediyseniz mutlaka deneyin(ilk iki kaşıkta bırakmadan) derim. Yarın sabah 6 uçağıyla iş nedeni ile Antep'e uçup, Antep, Adana ve Antalya'da bulunup, Cuma gecesi döneceğim için şimdiden sizlere iyi hafta sonları dilerim. Cumartesiye görüşmek üzere hoşcakalın.
Malzemeler(5 kişilik)
Yarım kg süt
10 adet kuru incir
Hazırlanışı:
Süt tencereye konulur ve ısıtılır.(sütü sakın kaynatmayın sadece ısıtın. Kaynatırsanız incir içine konulduğunda süt kesilir) İncirlerin sap kısımları kesilir, hepsi küçük küçük doğranır. Doğranmış incirler ve ılık süt blendera konulur ve 2 dakika karıştırılır. Karışım kaplara dökülür, buzdolabında soğutulmaya bırakılır. Soğuyunca soğuk olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

14 Eylül 2010 Salı

Hünkar Beğendi

Patlıcanın en yakıştığı yemeklerden biri de Hünkar Beğendi'dir. Bayramda konuklarıma yaptığım bu yemeği sizlerle paylaşmak istedim. Afiyet olsun.
Malzemeler:(4 kişilik)
500 gr. kuşbaşı et
2 patlıcan
1 soğan
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı tereyağı
1,5 su bardağı süt
1 tatlı kaşığı salça
tuz
karabiber
yarım çay kaşığı tarçın
1 çay bardağı sıcak su
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Küçük küçük doğranmış soğan zeytinyağında çevrilerek kavrulur. Kuşbaşı etler eklenir ve iyice kavrulana kadar çevrilir ve salça eklenir.1, 2 dakika hepsi karıştırılarak pişirilir. Tuz, karabiber, tarçın ve sıcak su eklenir. Suyunu çekene kadar pişirilir. Patlıcanlar közlenip, kabukları soyulur.Çatalla ezilerek püre haline getirilir. Bir kapta tereyağı eritilir, un eklenir karıştırılarak kavrulur. Patlıcan püresi eklenir, karıştırılır. Süt ilave edilir ve hepsi karıştırılır iyice helmeleşince tuzu eklenir biraz daha karıştırılıp, ocaktan alınır. Beğendi servis tabağına alınır ve üzerine et konulup sıcak olarak servis edilir.
AFİYET OLSUN

2 Eylül 2010 Perşembe

Vişneli Kebap

İstanbul Kadıköy'de oturan herkesin bildiği meşhur Çiya Lokantası vardır. Burada yöresel tatlar çok güzel yapılır ve her mevsimin kendine özgü yemekleri (yeni dünya kebabı gibi) mevsiminde müşterilere sunulur. Vişne zamanı oraya gidip mutlaka bu kebabı yerim. Değişik tatlara açıksanız, et ile meyvanın birleşimi, ekşinin aroması hoşunuza gidiyorsa bu yemek tam size göredir. Vişne zamanı geçmeden bu kebabı yapıp, sizlerle paylaşmak istedim.
Malzemeler:
Yarım kilo köftelik kıyma
250 gr vişne
3 adet tırnak(kebapçı) pidesi
1 tatlı kaşığı salça
1 adet kuru soğan
1 su bardağı vişne suyu
zeytinyağı
1 limonun suyu
tuz
karabiber
yeni bahar
yarım demet maydonoz
Hazırlanışı:
Kıyma tuz ve karabiber ile karıştırılıp, iyice yoğurulur. Hazırlanan harçtan küçük parçalar koparılıp avuç içinde top şeklinde yuvarlanır ve köfteler hazırlanır. Bir tencerede kızdırılmış zeytinyağının içine küçük küçük doğranmış soğanlar eklenir ve birlikte kavrulur. Salça eklenir ve beraber karıştırılır. Köfteler bu karışıma eklenir ve hafif hafif karıştırılarak kavrulur. İçine bir bardak vişne suyu, limon suyu, tuz, karabiber ve yenibahar eklenir ve hepsi beraber pişirilir. Köfteler iyice pişince yıkanmış, sapları ayıklanmış vişneler(ben vişnelerin çekirdeklerini çıkarmadan koyuyorum şekilleri daha güzel oluyor isterseniz çekirdeklerini çıkarıp da koyabilirsiniz.) köftelerin üzerine eklenir ve 1, 2 dakika beraber pişirilir, ocağın altı kapatılır. Pideler küçük küçük doğranır ve tabağın altına dizilir. Üzerine köfte ve vişneler konulup, suyu ilave edilir üzerine doğranmış maydonoz serpilir ve sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

31 Ağustos 2010 Salı

Harire

 

Hilal yöresel yemekler yaptığında fotoğraflara dalar gider, hayran hayran seyrederim. Geçtiğimiz Mayıs ayında bu yöreye yaptığım gezide Mardin'de Cercis Murat Paşa konağında yediğim bir tatlı beni mest etmişti. Bunun ne olduğunu sorduğumda bana Mardin-Midyat yöresine özel pekmezle yapılan "Harire tatlısı" olduğunu söylediler. Dondurmayla beraber sunulan son derece hafif bu tatlı o zamandan beri hep aklımdaydı. Sıcak geçen Ramazan günlerinde hafif , serin ve farklı bir tatlı düşünürken birden aklıma o güzel tatlı geldi ve hemen ilk kez Harire'yi denedim. Dondurma ile soğuk soğuk yenen bu hafif tatlıyı iftar için sizlere de öneririm.

Türk mutfağı içinde Güneydoğu Anadolu mutfağının bende ayrı bir yeri vardır oranın yemeklerine aşığımdır. Zaman zaman yapmaya da çalışırım. Bloglarda bu yöreye ait yemekler olunca daha fazla incelerim. Örneğin sevgili
Malzemeler. ( 6 kişilik)
1 su bardağı pekmez
1 su bardağı un
1 su bardağı toz şeker
5 su bardağı su
yarım tatlı kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı yeni bahar
ceviz içi(istenilen miktarda)
sade dondurma
Hazırlanışı:
Pekmez, un, tozşeker, su bir tencereye konulur ve mikser ile iyice çırpılır. Orta derece ateşte yavaş yavaş karıştırılarak pişirilir. Hafif kaynamaya başlayınca tarçın, yenibahar eklenir ve karıştırılır. Kaynayınca altı kapatılır ve kaselerin yarısına kadar boşaltılır. Üzerine ayıklanmış ve dövülmüş ceviz (dişe gelecek kadar büyüklükte olmalı un ufak dövülmemeli) konulur(istediğiniz miktarda koyabilirsiniz) Üzerine tekrar karışım dökülür. Hafif ılınınca buzdolabına konulur ve iyice soğuması beklenir. İyice soğuyunca buzdolabından çıkarılır ve üzerine sade dondurma konulup, soğuk soğuk servis edilir.
AFİYET OLSUN

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Vişne Kompostosu

Herkese güzel bir Cumartesi diliyorum. Sıcaklar bugün yeniden kendini hissettirecekmiş özellikle yarın çok sıcak olacakmış(Hava Durumunda böyle söylüyorlar) Madem sıcak olacak önlemimizi alalım ve buz gibi vişne kompostomuzu buzdolabımızdan eksik etmeyelim. Afiyet olsun.
Malzemeler:
1kg.vişne
10 su bardağı su
2 su bardağı toz şeker
Hazırlanışı:
Vişneler saplarından ayıklanır ve yıkanır. Bir tencereye su ve toz şeker konulur ve şeker erşiyene kadar karıştırılır. Su kaynamaya başlayınca vişneler ilave edilir ve bir iki taşım kaynatılır. Ateşten alınan komposto buzdolabında soğutulduktan sonra soğuk soğuk servis yapılır.
AFİYET OLSUN


27 Ağustos 2010 Cuma

Güllaç

Herkese hayırlı Cumalar. Yine bir haftanın sonuna geldik zaman ne çabuk geçiyor, Ramazanı bile yarıladık ve yavaş yavaş Bayramı konuşmaya başladık. Ramazanın vazgeçilmez tatlısı Güllaç ile haftasonuna tatlı girelim istedim. Afiyet olsun.
Malzemeler:(10 adet)
5 adet güllaç yaprağı
4 su bardağı süt
2 su bardağı toz şeker
1 su bardağı dövülmüş ceviz içi
1 su bardağı ayıklanmış, dövülmüş şam fıstığı
Üzeri için:
İnce ince kıyılmış şam fıstığı(istenilen miktarda)
kiraz şekeri (istenilen miktarda)
Hazırlanışı:
Bir tencerede süt ve toz şeker karıştırılarak kaynatılır ve kaynayan süt biraz ılıtılır. Geniş bir tepsiye parlak kısmı üste gelecek şekilde konulan güllaç yapraklarının üzeri ılık süt ile iyice ıslatılır.İyice ıslanan güllaç yaprağı ortadan ikiye ayrılır ve bir kısmı düz bir zemine yayılır. Uç kısmına dövülmüş ceviz ve dövülmüş şam fıstığı yayılır. Kenarları içe doğru katlanır ve rulo şeklinde sarılır. Rolu tepsiye yerleştirilir. Tüm yapraklar için aynı işlem yapılır ve hepsi tepsiye dizilir. Ruloların üzerine kalan sütün tamamı yavaşça gezdirilerek dökülür. 1.5 saat buzdolabında bekletilir. Buzdolabından çıkınca servis tabağına alınır, üzerine istenilen miktarda ince ince kıyılmış şam fıstığı serpilip, kiraz şekeri konularak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

14 Haziran 2010 Pazartesi

Ayran Aşı Çorbası



Herkese iyi haftalar. Oldukça sıcak geçeceği söylenen ve daha haftasonundan sıcak olacağı belli olan bir haftaya başlıyoruz. Bu sıcak haftaya hafif , serin ve bir o kadar da sağlıklı bir tarifle başlamak istiyorum. Afiyet olsun
Malzemeler:
1 su bardağı aşurelik buğday
1 su bardağı nohut
500 gr süzme yoğut
tuz
kuru nane
Hazırlanışı:
Buğday ve nohut bir gece önceden suya konulur. Ertesi gün suyu süzülen ve yıkanan malzemeler haşlanırlar ve soğumaya bırakılırlar. Ayrı bir kapta yoğurt su ile sulandırılıp, ayran kıvamına getirilir(ben biraz koyu kıvamda bırakıyorum. Kıvamını isteğinize göre ayarlayabiilirsiniz)Tuz eklenip, karıştırılır. İçine soğumuş olan haşlanmış buğday ve nohut konulur ve karıştırılır. Servis öncesinde bir süre buzdolabında bekletilir ve üzerine kuru nane serpilerek soğuk olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

2 Mayıs 2010 Pazar

Güveç


Yazın en sevdiğim tatlarından biri patlıcan ve domatesin biraraya geldiği güveçtir. Hem çok hafif, hem de oldukça lezzetlidir . Bu mevsim ile arkadaşlarım "Handan haydi senin güvecini yap da yiyelim "derler. Bu güzel ve sıcak pazar gününde sizlere güvecimin tarifini veriyorum.
Malzemeler: (6 kişilik)
500 gr. güveçlik et (kuzu kuşbaşı et tercih edilmeli ve mutlaka içine bir parça kemikli et konulmalıdır. Ben incik ekledim)
2 kilo domates
1 kg.patlıcan
750 gr. sivribiber(acı sevmeyenler benim gibi çarliston biber kullanabilirler)
1 baş sarımsağın tamamı
tuz
biber
kırmızı pul biber(acı sevenler için)
1 paket (250 gr.) margarin



Bu güveç tepside yapılıyor. Fırına sığabilecek büyüklükte bir tepsinin en altına domateslerin yarısı küçük küçük doğranır ve tepsinin altı tamamen domates ile döşenir.(Yemek piştiğinde sebzeler kendi suyunu bıraktığı için oldukça sulu bir yemek olacağından tepsinin biraz derin olmasında fayda vardır)

Domateslerin üzerine sivri ya da çarliston biberlerin yarısı doğranır.

Biberlerin üzerine alacasoyulmuş olan patlıcanların yarısı doğranır.(Patlıcanları doğramadan önce suya koymayınız .Yıkayıp, alaca soyduktan sonra hemen doğrayınız)

Patlıcanların üzerine etin tamamı döşenir. Soyulmuş bir baş sarımsağın yarısı doğranmadan bütün dişler halinde etlerin arasına yerleştirilir. Margarinin yarısı küçük parçalar halinde etin arasına serpiştirilir.


Etin üzerine sırasıyla önce domatesin kalanı, ardından biberin kalanı ve en üste de patlıcanın kalanı doğranır. Sarımsağın kalan dişleri bütün halde ve margarinin kalan kısmı küçük parçalar halinde patlıcanın üzerine dağıtılır. Tuz, karabiber ve isteğe bağlı kırmızı pul biber eklenir. Hiç su eklenmeden ocağa konulur. 1 saat ocakta pişirilir (Su konulmasına gerek yoktur. Sebzeler kendi suyunu bıraktığı için güveç piştiğinde sulu olacaktır.) Bir saat sonunda tepsi 175C'deki fırına konulur(üstünü kapamayınız)ve 1.5 saat burada üzeri yanana kadar pişirilir. Üzeri yanınca fırından çıkarılır ve sıcak sıcak yanında pilav ile servis edilir.

AFİYET OLSUN

20 Nisan 2010 Salı

Yeni Dünya Kebabı


Bahar geldi tüm sevdiğim sebzeler, meyveler tezgahlarda boy göstermeye başladı. Bu sevdiğim meyvelerden biri de Yeni Dünya(Malta Eriği) 'dır. Yeni Dünyayı meyve olarak yemenin yanı sıra kebep olarak da yemeği ayrıca severim. Onun mayhoş tadının etle, domates ve biberle beraber oluşturduğu aromaya bayılıyorum. Sözü bırakıp kebabın tarifini sizlerle paylaşayım.
Malzemeler:
500gr. yeni dünya
500gr. kıyma
Tuz
Karabiber
Yeşil biber (sivri ya da çarliston)- istenilen miktarda
Domates- istenilen miktarda
Hazırlanışı:
Kıymaya tuz ve karabiber konularak yoğurulur ve bir gece buzdolabında bekletilir. Buzdolabından çıkarılan et tekrar yoğurulur ve küçük parçalar koparılarak minik köfteler yapılır.
Yeni dünyalar yıkanır, ortadan kesilir ve çekirdekleri ile uç kısımları temizlenir.
Çöp şişlere sırasıyla bir yeni dünya, bir et sıkıştırılarak dizilir. Şişler fırın ızgarasına konulur. Izgaraya sivribiberler (ben çarliston biber kullandım) ve domatesler de dizilir. 180C’de etler ve yeni dünyalar iyice kızarana kadar pişirilir.(Fırın yerine mangalda da pişirilebilir)
Pişen et ve yenidünyalar lavaşla beraber servis edilir.
Yeni dünya kebabında ham ve olgun olmayan yeni dünyaları kullanınız.
AFİYET OLSUN

8 Mart 2010 Pazartesi

Çiçek Bamya Çorbası


Konya'ya her gidişimde mutlaka tattığım ve alıp İstanbul'a getirdiğim Çiçek Bamya'nın Konya'lı bir yemek ustasından aldığım tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Malzemeler: (4 kişilik)
100 gr. bamya
100 gr.kuşbaşı parça et
1 kuru soğan
2 yemek kaşığı salça
zeytinyağı
yarım limon
tuz
Hazırlanışı:
Çiçek bamyalar tuzlu suda haşlandıktan sonra iplikleri temizlenir. Bir kapta zeytinyağının (ağız tadınıza göre isterseniz katı yağ veya teryağ da kullanabilirsiniz) içine kuşbaşı doğranmış etler konulur ve iyice kavrulur. Ardından soğan ilave edilerek beraberce çevrilir. Soğanla kavrulan etin içine önce salça ardından bamyalar konulur, beş dakika pişirilir . Sırasıyla su eklenip, yarım limon tencereye atılır. İyice kaynayıncaya kadar beklenir, tuzu eklenir.
AFİYET OLSUN
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...