Mutlu Yıllar !

31 Aralık 2011 Cumartesi

Herkese sağlıklı, huzurlu, mutlu ve bol kazançlı yeni bir yıl dilerim. 2012 hepimize mutluluk ve huzur getirsin. Bu yıldan çok daha güzel bir yıl olsun. Herkesin tüm dilekleri gerçek olsun. Yeni yılınız kutlu olsun. Sevgiler.

Kestaneli Pilav

30 Aralık 2011 Cuma

Yılın son Cuma'sı herkese hayırlı olsun. Koca bir sene daha geride kalıyor umarım önümüzdeki yıl daha güzel şeyleri bizlere getirir. Bugünkü tarifim yılbaşı sofralarının geleneksel yemeklerinden biri olan Kestaneli Pilav. Bu pilavı ister bütün hindi ya da tavuğun içine koyarak, isterseniz de yanında servis edebilirsiniz. Ben bu pilavın görüntüsünü çok sevdiğim için tavuk ya da hindi içine konulduğunda pilava acıdığımdan ayrı pişirip, tavuğu yanında servis ediyorum.
Afiyet olsun.
Malzemeler: (4 kişilik)
2 su bardağı basmati pirinç
3 su bardağı sıcak su (tavuk veya et suyu olması daha iyi olur)
1 su bardağı ayıklanmış kestane
1 yemek kaşığı dolmalık fıstık
1 yemek kaşığı kuş üzümü
kimyon
tarçın
yeni bahar
tuz
karabiber
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Bir tencereye zeytinyağı konulur ve hafifçe kızdırılır. Dolmalık fıstıklar tencereye konulur hafifçe rengi dönmeye başlayana kadar karıştırılır. Üzerine kestaneler eklenir ve birlikte bir iki çevrilir, kuş üzümleri de konulur ve hepsi 1, 2 dak. karıştırılır. Ayıklanmış, yıkanmış ve süzülmüş pirinç tencereye konulur. Pirinç tane tane olana kadar kavrulur. Tarçın, kimyon, yeni bahar, tuz, karabiber eklenir, karıştırılır sıcak su konulur (ben tavuk suyu kullandım) ve ağzı kapatılarak pişirilir. Piştikten sonra bir süre dinlendirilir, servis tabağına alınır ve yanında tavuk ya da hindi ile servis yapılır.
AFİYET OLSUN
NOT. Kestaneleri ayıklamak için üzerleri iyice silinmiş olan kestanelerin üzerleri bıçakla çarpı şeklinde çizilir ve kaynamış olan suya atılıp, 2, 3 dak. tutulur. Sudan çıkarıp sıcakken kolayca ve kestaneye zarar gelmeden hemen soyulur

Lahana Bohçası

26 Aralık 2011 Pazartesi

Yılın son haftasına girdik herkese iyi bir hafta dilerim. Kışın en güzel sebzelerinden lahananın bohça hali bizim evde çok sevilir. Sarmaya nazaran daha fazla iç harç konulduğu için kızım bohçayı sarmaya tercih ediyor. Siz de sarma ile uğraşmaya vaktiniz olmazsa lahanayı bohça şeklinde yapın. Çok daha çabuk ve kolay oluyor. Afiyet olsun.
Malzemeler:
1 adet orta boy lahana
300 gr.kıyma
2 adet orta boy kuru soğan
yarım su bardağı pirinç
2 yemek kaşığı salça
tuz
karabiber
kuru nane
sumak
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Lahananın koçan kısmı ayıklanır ve çıkarılır. Yapraklar tek tek ayıklanır. İyice yıkanan yapraklar kaynar suda 10 dak.haşlanır. Haşlanan yapraklar süzülür ve soğumaya bırakılır. Diğer tarafta kıyma, küçük küçük doğranmış soğan, ayıklanıp, yıkanmış pirinç, tuz, biber, 1 yemek kaşığı salça, kuru nane, sumak bir kapta iyice karıştırılıp, yoğurulup lahana bohçasının iç harcı hazırlanır (harçta kıyma yerine kuşbaşı et ve pirinç yerine bulgur da kullanabilirsiniz)
Lahana yaprakları çorba kepçesinin içine kenarları dışa taşacak şekilde konulur ve içine harçtan bir miktar ilave edilir. Lahanının dışa sarkan uçları üste doğru kapatılıp bohça gibi sarılır.Tüm lahana yapraklarından aynı şekilde bohçalar hazırlanır. Bu bohçalar lahananın kullanılmayan yaprakları ile tabanı kaplanan tencereye ters çevrilerek dizilir. Hepsi dizilince 1 yemek kaşık salça su ile karıştırılıp, bohçaların üzerine gezdirerek dökülür, zeytinyağı konulur. Tencereye sarmaların üstüne bir tabak oturtulur ve dolmaların yarısına gelecek kadar su ilave edilip pişmeye bırakılır. Pişme işlemi bitince yoğurt ile sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

Tarhana Çorbası

21 Aralık 2011 Çarşamba

Herkese merhaba. Tarhana çorbasını sanırım sevmeyen yoktur bizde de çorbaların atası olan Tarhana en sevilen çorbalarındandır.
"Tarhana çorbası, sabah kahvaltıları dahil her öğün yenebilir. Kökeni Orta Asyadan gelen Türklere dayandığı söylense de tarhana kelimesi Farsçadır. Her türlü yiyeceği kurutarak saklamaya çalışmışlar ve yoğurdun saklanması için de Tarhana çorbasını bulmuşlardır. Önemli bölümü yoğurttan oluşan Tarhana çorbası besleyici olduğu kadar kuru toz şeklinde olduğu için uzun süre saklanabilir. Türkiye'de Tarhana çorbasının birçok türünü bulabilirsiniz.Türkiye'de, Uşak, Denizli, Kahramanmaraş şehirlerinde ve Beypazarı'nda ünlüdür. " (Kaynak:Vikipedi)
Tarhana'nın ismiyle ilgili ilginç bir hikaye vardır. Vaktiyle bir hükümdar seferlerinden birini yaparken, bir fakirin evine misafir olmuş. Sıkıntı içinde ne ikram edeceğini şaşıran köylü kadın çabucak bir çorba kaynatıvermiş. Hükümdar kendisine ikram edilen çorbayı çok beğenip, ev sahiplerine övgüde bulunarak, ‘bu ne çorbası?’ diye sormuş. Çorbayı hazırlayan kadın ‘dar hane çorbasıdır, kusura bakmayın. Afiyetle yiyin’ demiş. ‘Darda olan ev’ anlamına gelen dar hane, zamanla tarhana diye anılmış.”
Ülkemizin pekçok yerinde farklı şekillerde yapılan Tarhanın en meşhur olduğu şehirlerden biri olan Uşak'tan "Yeldanlızade Tarhana Baba" tarhanası gelince hemen pişiriverdim ve bunu sizlerle paylaşayım istedim. Uşak'ta bir tanıdığınız varsa ondan isteyin ya da yolunuz Uşak'a düşerse mutlaka" Tarhana Baba" yı alıp deneyiniz. Afiyet olsun.
Malzemeler:
3 yemek kaşığı tarhana
1 lt(5 su bardağı) su (et, tavuksuyu olabilir)
yarım yemek kaşığı salça
zeytinyağı
tuz
Hazırlanışı: (kutunun üzerindeki tariftir)
1 lt(5 su bardağı)suya 3 çorba kaşığı tarhana konulur, karıştırılır ve bir kenara bırakılır. Bir tencereye yarım çorba kaşığı salça, az miktarda zeytinyağı ve tuz konularak hafif ateşte karıştırılarak yağın kızması beklenir. Bu karışıma suyun içinde bekletilen tarhana ve suyu dökülür. Hafif ateşte karıştırılarak pişirilir. Kaynamaya başlayınca karıştırma bırakılır ve 5-10 dak. daha kısık ateşte pişirilir ve altı kapatılır. Sıcak olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN.

Yahni

19 Aralık 2011 Pazartesi

Herkese güzel bir hafta dilerim. Tencere yemeklerimizin en güzel yanlarından biri ekmeğimizi yemeğin suyuna bandırmaktır sanırım. Tazecik ekmeği yemeğin suyuna bandırmak ve yemeğin tüm güzel tatlarını içinde barındıran o suyu ekmeğimiz ile yemek harikadır. Bugünkü tarifim de işte böyle yemeğin tüm tadını suyunda barındıran ve ekmek bandırası yemeklerden biri olan Papaz yahnisi tarifi. Pek çok sebze, tavuk ve et ile yapılan yahninin içinde ki baharatlar ve arpacık soğanları ona apayrı bir lezzet katıyor.(Bu tarife nohut ekleyenler de oluyor isterseniz siz de ekleyebilirsiniz) Lafı fazla uzatmadan tarife geçiyorum. Afiyet olsun.
Malzemeler: (4 kişilik)
500 gr. parça et
500 gr. arpacık soğan
2 diş sarımsak
zeytinyağı
Yarım çay bardağı sirke
Sıcak su
Tarçın
yenibahar
kimyon
tuz
karabiber
Yapılışı:
Zeytinyağı bir tencerede ısıtılır. İçine et konulur ve et suyunu salıp çekene kadar kavrulup, pişirilir. Et suyunu çekince bütün halindeki soğanlar ve sarımsaklar tencereye konulur. Tüm baharatlar ve sirke eklenir ve hepsi harmanlanıp, iyice karıştırılır.Üzerini geçecek kadar sıcak su tencereye konuluır kısık ateşte etler pişene kadar pişirilir. Pişince servis tabağına alınan papaz yahnisinin üzerine doğranmış maydanoz serpilir sade pilav ile servis edilir.
AFİYET OLSUN

Kurutulmuş Domatesli Ispanak Salatası

14 Aralık 2011 Çarşamba

Herkese güzel bir gün dilerim. Bugün mevsime uygun son derece kolay hazırlanan ve yemeklerin yanında olduğu gibi tek başına da yenebilen bir salata tarifim var. Afiyet olsun.
Malzemeler: (5 kişilik)

150 gr. bebek ıspanak yapraklar
6-8 adet kurutulmuş domates

6-8 adet konserve enginar kalbi

10 adet siyah zeytin

1 limonun suyu

zeytinyağı

tuz

Hazırlanışı:

Kurutulmuş domatesler 5 dak. sıcak suda bekletilirler ve sudan çıkarılırlar. Büyüklüklüklerine göre 2 ya da 3 parçaya bölünürler.(Çok küçük parçalara bölünmezler)Yıkanmış ıspanak yaprakları, bölünmüş domatesler, ortadan ikiye ayrılmış konserve enginar kalpleri ve siyah zeytinler bir kaba konulur. Diğer tarafta limon suyu, zeytinyağı ve tuz karıştırılarak salatanın sosu hazırlanır. Bu sos malzemelerin üzerine dökülür ve iyice karıştırılıp harmanlanır. Servis tabağına alınan salata servis yapılır.


AFİYET OLSUN.

Fırında Kıymalı Karnabahar

12 Aralık 2011 Pazartesi

Herkese güzel bir hafta dilerim. Kışın fazla sevilmeyen sebzelerinden biri karnabahar’dır. En az Brokoli kadar faydalı olan bizim yerli sebzemiz karnabahar özellikle kokusu nedeni ile tercih edilmez. Tadını lezzetlendirmek için çoğu zaman beşamel sos ve çeşitli peynirlerden destek alınır ya da farklı soslarla salatası yapılır. Neyse ki bizim evde beşamel sossuz yenebilecek kadar çok sevilir. Daha önce salata ve fırında mozerella peynirli tarifini verdiğim bu sebzenin daha sade bir tarifini vermek istiyorum. Afiyet olsun.
Malzemeler:(5 kişilik)
1 adet karnabahar
300 gr kıyma
1 adet kuru soğan
1 yemek kaşığı salça
Tuz
Karabiber
Kuru nane
Kekik
zeytinyağı
Üzeri için rendelenmiş parmesan peyniri
Hazırlanışı:
Kuru soğan yemeklik olarak doğranır ve kızdırılmış sıvı yağda kavrulur. Üzerine kıyma eklenir ve kıyma da kavrulur. Salça da eklenir birlikte karıştırılarak harmanlanır. Tuz, karabiber, nane ve kekik serpilir ve karıştırılır.Diğer tarafta çiceklerine ayrılan karnabahar buharda haşlanır. Haşlanınca karnabahar çicekleri fırına konulacak olan kabın içine yerleştirilir üzerine kıymalı harç dökülür ve çok az su konularak önceden ısıtılmış fırında 200 C’de üzeri kızarıncaya kadar pişirilir. Fırından çıkarıldığı an üzerine rendelenmiş parmesan peynir serpilir ve sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

Aşure

9 Aralık 2011 Cuma

Herkese hayırlı ve güzel bir Cuma günü dilerim. Aşure ayına girdik ve tüm evlerde aşure yapımı için tencereler kaynıyor. Blogumda bu ara en fazla okunan tarif de geçen sene yayınladığım aşure tarifim. Bu nedenle bugün aşure tarifini arayanlara kolaylık olsun ve hemen tarife ulaşsınlar diye tekrar yayınlamak istiyorum. Tarif için buraya tık tık. Allah kabul etsin.

Karadeniz'den Tatlar

5 Aralık 2011 Pazartesi

Herkese güzel bir hafta dilerim. Geçtiğimiz hafta iş nedeni ile Karadeniz'e bir yolculuk yaptım. Bu kısa süreli gezide denediğim lezzetler ile ilk defa tanıştığım bazı tatları sizlerle paylaşmak istiyorum. İlk durağım olan Artvin'de sabah kahvaltısında ilk defa meşhur Kuymak'ı denedim. Peynir ve mısır unu çok az su ve tereyağı ile beğendi kıvamına gelene dek tavada karıştırılarak pişiriliyor.Kuymak kustuğunda yani yağını saldığında piştiği anlaşılıyor. Her öğünde yenilebilen kuymak özellikle sabah kahvaltılarında nefis bir tat oluyor.


Artvin'de sabah kahvaltısında meşhur Artvin balının yanında çeşit çeşit Artvin'in kokulu peynirlerini mutlaka tadınız.


Artvin'den son lezzet nefis Silor. İnce boru şeklinde kıvrılarak 4-5 cm eninde kesilen yufkalar fırında kavrularak kurutuluyor. 1 yıl boyunca saklanabilen bu yufkalar bir kaba alınıyor üzerine kaynar su gezdirildikten sonra bir kat yoğurt dökülüyor ve üzerine tereyağı gezdirilip sofraya getiriliyor. Harika sıcacık pide ve Karadeniz çayı ile anında mideye indiriliyor.


İkinci durağım Trabzon'da Hamsiköy'ün meşhur sütlacını denedim ve bu sütlacın üzerine sütlaç olmadığını anladım. Bir porsiyonu sade, bir porsiyonu fındıklı yemenizi öneriririm.





Çorum'a giderseniz sevdiklerinize mutlaka beyaz leblebi, sarı leblebi, ballı susamlı fıstık ve çikolatalı leblebi getirmeyi unutmayınız. Çorum'da özellikle beyaz leblebiye hayran kaldım bizim İstanbul'da yediğimiz beyaz leblebiyle hiç alakası yok bu leblebi daha tuzsuz daha yumuşak ve tabi ki çok daha lezzetli.




Ordu'da akşam yemeğinde yediğim Fasulye turşu kavurması ve


fasulye diblesi nefisti.


Gümüşhane 'de tattığım cevizli pestil (Taze dut, toz şeker, bal, süt, un, ceviziçi, ) cevizli köme (Taze dut, toz şeker, bal, süt, un, ceviziçi ) ve yöre ballısı (cevizli dut pestilinin, bal ile rulo şeklinde sarılmasından oluşuyor) soğuk havada bana enerji ve mutluluk verdi.




Gümüşhane'nin tamamen doğal olarak hazırlanan bu özel tatlarını mutlaka denemenizi öneririm


Gümüşhane'de "pestil herle"sini ilk defa tattım. Aşure ile zerde arası bir tadı olan bu tatlı hem çok lezzetli hem de çok hafif. Dut pekmezinden yapılan ve sıcak olarak tüketilen herle dut pestili şırası kaynatılarak içine bal, süt, un ve su ilave edilip yarı akışkan bir halde hazırlanıyor ve üzerine dövülmüş fındık serpilip ikram ediliyor. Bu harika ve sağlıklı tatlıyı hava çok soğuk olduğundan hemen yedim ve fotoğrafını çekemedim.(Bu fotoğrafı Gümüşhane.gen.tr'den aldım)







Son olarak Kastamonu'ya uğradım ve Kastamonu'nun meşhur Çekme Helvası ile tanıştım. Bu güzel helvanın bir de hikayesi varmış. Çok eski tarihlerde Kastamonu'da yaşayan bir Bey’in, güzel bir kızı varmış. Kızını çok seven bu Bey kızına en uygun damadı seçmek için damat adaylarını bir imtihana tabi tutmaya karar vermiş. Evin kahyası Bey'e bu imtihanla ilgili güzel bir fikir vermiş. "Damat adayları öyle bir tatlı yapsınlar ki bu tatlı Bey'in kızının saç telinden ince olsun. Sen de kızını o kişiye ver " demiş. Bu fikir Bey'in çok hoşuna gitmiş. Kastamonu ’nun dört bir yanına haberler salınmış. Haberi duyan bütün Kastamonu delikanlıları, tatlılarını yapıp Bey'e getirmişler. Bey tatlıları beğenmemiş. Abdulsamet isminde bir genç varmış. O da kızı alabilmek için başlamış annesiyle helva yapmaya. Bey 'in kızının aşkıyla başlar yoğurmaya, yoğurdukça, aşk ateşi tel tel yapar helvayı ve meşhur Kastamonu Çekme Helvası ortaya çıkar. Bey çekme helvayı çok beğenir. Kızının saçları kadar ince, bir o kadar da lezzetlidir. (Kastamonu'daki lezzetler bu kadar değil ama onları ayrıca başka bir postta yayınlayacağım. )




Ülkemizin her yerinde ayrı bir tat ayrı bir lezzet var bunların çoğunu ne yazık ki bilmiyoruz umarım tüm bu güzel tatlar hakettikleri bilinirliğe ulaşırlar.



AFİYET OLSUN.

Kestaneli Muhallebi

2 Aralık 2011 Cuma

Hayırlı ve güzel bir Cuma günü dilerim. Her mevsimin kendine özgü meyveleri ile muhallebi yapmayı çok seviyorum. Geçen sene elmalı muhallebi , bal kabaklı muhallebi(1), bal kabaklı muhallebi(2), bu sene de hurmalı muhallebi tariflerim bunlardan bazıları. Tatlı günüm olan bugün kışın nefis tatlarından kestane ile yaptığım muhallebi tarifim var. Afiyet olsun.
Malzemeler:(5 kişilik)
1 lt.süt
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı pirinç unu
1 paket vanilya
1 kavanoz hazır kestane püresi(tatlandırılmış)
Hazırlanışı:
Hazır kestane püresi muhallebi kaselerinin diplerine konulur.Diğer tarafta süt ile pirinç unu iyice karıştırılarak kaynatılır. Koyulaşmaya başlayınca şekeri ilave edilir ve karıştırmaya devam edilir. Muhallebi kıvamına gelince vanilya eklenip bir iki karıştırılıp altı kapatılır. Kestane püresi konulmuş kase ya da bardaklara pay edilir. Buzdolabında iyice soğutulduktan sonra soğuk olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

EKS Mutfak Akademisi-Kikkoman Soya Sosu Etkinliği

28 Kasım 2011 Pazartesi

Geçtiğimiz Pazar günü sevgili Ebru'nun daveti ile EKS Mutfak Akademisinde Kikkoman Soya Sosu Etkinliğine katıldım. Bu etkinliğin en güzel yanı biz yemek blog yazarlarının yanısıra Okan Üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesinden gastronomi bölümlerinde okuyan öğrencilerin de bizlerle beraber olmasıydı.
Şef Eyüp Kemal Sevinç ve ekibi bizi karşılayıp, ön bilgileri bizlerle paylaştılar.


Ardından Kikkoman Soya sosu hakkında firma yetkilisinden bilgileri aldık. Soya sosu seçerken kaliteli ürün almak için birkaç basit ipucu öğrendik. Bunlar: Öncelikle içinde katkı maddesi bulunmayan, doğal fermente sürecinden geçen soya sosunu tercih edin. Doğal fermente süreci, doğal aromanın artmasına etkendir. Doğal fermente edilmiş olan Kikkoman Soya Sosunun farkı nasıl anlaşılıyor?

Şişenin arkasındaki etikete bakın. Etiketinde hiçbir katkı maddesi ve renklendirici içermez ibaresini görürsünüz. Bu sosun %100 doğal ve katkısız olduğunu gösterir.


Soya sosu şisesinin dibini kontrol edin. Kikkoman soya sosu diğer soya soslarının aksine berrak bir renge sahiptir ve en önemlisi ters çevrildiğinde dibinde asla tortu bırakmaz bu da tamamen doğallığının sonucudur.


Ayrıca koklayın, tadına bakın ve ağızda oluşturduğu etkiye bakın hepsinden tam puan alacaktır.


Yemek blogerlarının şefliğinde, 2 öğrenciyle birlikte 3'er kişilik ekipler oluşturduk. İstediğimiz malzemeleri seçerek 45 dak.da yemek hazırlamamız istendi tabi ki Kikkoman ürünlerini de kullanmamız gerekiyordu. Biz Tavuk pane hazırladık ama tavuğumuzu farklı kılan yumurtasının içine Kikkoman soya sosu eklememizdi ve tavuğumuz nefis oldu.


Kikkoman sosları ile lezzetlendirdiğimiz sebze sote ve nohutlu salatamızı da tavuğun yanında sunduk.


Son derece eğlenceli geçen etkinlik için Kikkoman'dan Nazlı Bahçekaya`ya, sevgili şef Eyüp Kemal Sevinç`e, tüm EKS Mutfak Akademisi personeline, özellikle de sevgili Ebru Atlan`a teşekkür ederim.

Pırasa Sarma

Bir hafta aradan sonra merhaba. Geçtiğimiz hafta iş nedeni ile Artvin’den başlayıp, Kastamonu’da biten ve 8 şehri kapsayan bir Karadeniz turu yaptım.(Bu nedenle bir haftadır bloglarınıza uğrayamadım artık bugün sizlere ziyaretlerime başlayacağım) Gittiğim şehirlerdeki yerel tatları ve güzellikleri önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım ama bugün mevsim sebzelerinden en sevdiklerimden pırasa ile yaptığım zeytinyağlı bir sarma tarifini paylaşacağım. Pırasanın sarması sanırım biraz uğraştırdığı için zeytinyağlısı, kıymalısı kadar çok yapılmıyor ama lezzeti bu uğraşa değer doğrusu. Afiyet olsun.
Malzemeler:
1 kg. kalın pırasa
2 soğan
2 su bardağı pirinç
2 yemek kaşığı dolmalık fıstık
2 yemek kaşığı kuş üzümü
1 yemek kaşığı kuru nane
yarım yemek kaşığı yeni bahar
tuz
karabiber
zeytinyağı
2 yemek kaşığı toz şeker
Hazırlanışı:
Soğanlar küçük küçük doğranır ve bir tencereye konulmuş zeytinyağında kavrulur. Üzerine fıstık ilave edilir ve fıstıklar pembeleşinceye kadar kavrulur. Yıkanıp süzülmüş pirinç bu karışıma eklenir ve biraz kavrulur. Pirinç kavrulunca kuş üzümü, tüm baharatlar ve toz şeker de eklenir, iyice kavrulur. Bir çay bardağı sıcak su eklenir ve pirinç suyunu çekene kadar altı kısık olarak pişirilir. Pişince altı kapatılır ve soğuması beklenir. Pırasalar uzunlamasına kesilir, yaprak yaprak ayrılır ve kaynamış suda 5 dak. haşlanır. Bir tahta üzerine haşlanan pırasa yaprağı açılarak konur ve bir kenarına hazırlanan içten konup, muska şeklinde sarılır. Tencerenin en altına kullanılmayan pırasa yaprakları konulup üzerine muska şeklinde sarılmış pırasalar dizilir. Zeytinyağı gezdirilip, sarmaların üzerini geçecek kadar sıcak su konulup, üzerine tabak kapatılıp kısık ateşte pişirilir. Piştikten sonra sarmalar soğutulur ve soğuk olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

Cordon Bleu

21 Kasım 2011 Pazartesi

Herkese güzel bir hafta dilerim. Fransızların meşhur yemeği Cordon Bleu'nun bugün tavuklu versiyonu var soframızda. Afiyet olsun.
Malzemeler: (4kişilik)
4 adet tavuk göğüs eti
8 dilim salam
8 dilim kaşar peyniri
yarım su bardağı un
yarım su bardağı galeta unu
2 adet yumurta
zeytinyağı
tuz
karabiber
Hazırlanışı:
Tavukgöğüsleri et döveceği ile iyice dövülüp inceltilir(Ben kasaba dövdürdüm)Tavukların her iki tarafına tuz ve karabiber serpilir.Tavuk göğsünün tek tarafına önce salamlar ardından peynirler konulur ve diğer taraf üzerine kapatılır. Tavuk göğsünün uçları birbirine bir bıçak arkası ile vurularak yapıştırılır. Tavuk göğüsleri önce una, ardından çırpılmış yumurtaya ve en son olarak da galeta ununa bulanır. Bir tavada zeytinyağı kızdırılır ve tavukgöğüsleri bu yağda arkası önü çevrilerek kızartılır. Kızartılan tavuklar fazla yağını almak için kağıt havlu üzerine alınır. Yağı alındıktan sonra servis tabağına alınan tavuklar sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

Edirne - Tava Ciğeri

19 Kasım 2011 Cumartesi

Herkese güzel bir hafta sonu dilerim. Geçtiğimiz günlerde iş nedeni ile Edirne'ye gittiğimde meşhur Edirne Ciğerini denedim. Bu nefis ciğeri yediğim yeri de bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Gittiğim ciğerci "Meşhur Edirne Ciğercisi-Kazım&İlhan Usta"isminde ve şehirde oldukça ünlü bir yer. Ciğeri tadınca ününü gerçekten hakettiğini anladım. 1967'de açılan ve bugün Balıkpazarı-Osmaniye cad.N:69 - Edirne adresinde hizmet veren lokanta "100 Tarihi Lokanta" kitabında haklı yerini almış.


Pekçok ünlünün Edirne'ye gittiğinde uğramadan geçmediği bir durak burası. Duvarları bu ünlülerin fotoğraflarıyla dolu.




Ciğer gelene kadar sofraya öncelikle kuru biber kızartması ve nefis yoğurt geliyor. Taze ekmekle bunları yiyerek ciğeri bekliyorsunuz.


Her gün taze kesilen ciğerle yapılan meşhur Edirne Tava Ciğerini denemek istiyorsunuz Kazım&İlhan Usta Ciğercisine uğramanızı öneririm.




AFİYET OLSUN

Fıstıklı Yumurtalı Ispanak

16 Kasım 2011 Çarşamba

Herkese hafta ortasından merhaba. Kışın cankurtaran sebzelerinden biri ıspanaktır. Ispanağın Kıymalısı, böreği, çorbası, makarnası, mücveri kışın sofralarımızda oldukça fazla yeralır. Bugün bu güzel sebzenin en kolay hazırlanan hali var. Özellikle yeni yemek yapmaya başlayanlar için ideal bir tarif. Afiyet olsun.
Malzemeler: (1 kişilik)
300 gr Ispanak
1 Adet küçük boy kuru soğan
1 Adet Yumurta
yarım çay bardağı dolmalık fıstık
Zeytinyağ
Tuz
Karabiber
Hazırlanışı:
Ispanaklar iyice yıkanır ve süzülür. İri iri doğranır. Bir tencereye zeytinyağı konulup ısıtılır. Küçük küçük doğranmış soğanlar tencereye eklenir ve hafifçe kavrulur. Dolmalık fıstıklar tencereye eklenir ve çok hafif kavrulurlar (renklerinin kahverengiye dönmemesi gerekiyor) Doğranmış ıspanaklar parça parça tencereye konulur ve hepsi karıştırılarak pişirilirler. Suyunu çekince tuz ve karabiber eklenir. En son olarak yumurta için ıspanakların arasında bir çukur açılır ve buraya yumurta kırılır. Yumurtanın beyazı pişene kadar ocakta tutulur ve beyazı pişince ocağın altı kapatılır. Yumurtanın üzerine karabiber serpilir ve hemen sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN.

Fırında Kış Çorbası

14 Kasım 2011 Pazartesi

Soğuk bir haftanın ilk gününden merhaba. Buz gibi bir havada sıcacık bir çorba iyi olur diye düşündüm ve haftaya sıcacık bir çorba ile başlamak istedim. Kış sebzelerini içinde barındıran ve vitamin deposu olan bu çorba sunum şekli ile misafir sofralarınız için de bir alternatif olabilir. Afiyet olsun.
Malzemeler: (4 kişilik)
1 adet pırasa
2 adet havuç
1 adet kereviz
2 adet patates
1 su bardağı haşlanmış kuru fasulye
5 yaprak ıspanak
2 yemek kaşığı maydanoz
1 yemek kaşığı salça
4 adet milföy hamuru
2 yumurta sarısı
Zeytinyağı
Tuz
Karabiber
Hazırlanışı:
Zeytinyağı bir tencerede ısıtılır. Küçük küçük doğranmış pırasa içine konulur ve kararmadan kavrulur. Ardından küçük küçük doğranmış havuç, kereviz, patates eklenir ve birlikte çevrilerek karıştırılır. Küçük küçük doğranmış ıspanak, haşlanmış kuru fasulye ve maydanoz da tencereye konulur karıştırılır. En son olarak salça, tuz ve karabiber eklenir, birlikte iyice karıştırılır. 5 su bardağı sıcak su konulur ve pişmeye bırakılır. (Bu çorba için istediğiniz başka sebzeleri de ekleyebilirsiniz) Sebzeler yumuşayınca blender ile püre haline getirilir. Tencerede suyu ile birlikte 1, 2 dak. tekrar karıştırılarak pişirilir ve minik güveç kaplarına paylaştırılır.


Milföy hamurları merdaneyle inceltilip, güveç kaplarının ağzını kapatıp, yanlarından sarkacak kadar genişletilir. Hamurun iki yüzüne de iyice çırpılmış yumurta sarısı sürülür ve güveç kabının ağzı kapatılıp, kenarları sıkıca bastırılır. Önceden ısıtılmış fırında 200 C’de milföy hamurunun üzeri kızarıp iyice kabarana kadar (yaklaşık 5-10 dak.) pişirilir. Hamurlar kızarıp, kabarınca fırından çıkarılır ve hamurlar sönmeden çorba hemen servis yapılır.


AFİYET OLSUN

Minik Omletler

12 Kasım 2011 Cumartesi

Herkese güzel bir haftasonu dilerim. Pazar kahvaltısı için sizlere alternatif bir omlet tarifim var. Bu minik omletlerin bizim evdeki adı "kendini muffin sanan omletler" dir. Afiyet olsun.
Malzemeler (6 adet)
4 adet yumurta
2 adet sosis
4 dilim salam
1 adet domates
yarım çay bardağı rendelenmiş beyaz peynir
yarım çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
zeytinyağı
tuz
karabiber
Hazırlanışı:
Sosisler, salam ve domates küçük küçük doğranır ve bir kap içinde harmanlanır.(Omletin iç harcı için istediğiniz malzemeleri ekleyebilirsiniz) Zeytinyağı ile yağlanmış muffin kalıplarının dibine bu karışım paylaştırılır. Üzerlerine önce rendelenmiş beyaz peynir, ardından rendelenmiş kaşar peyniri konulur ve hepsi hafifçe bastırılır. Kalıplarda biraz boşluk bırakılır. Yumurtalar bir kapta iyice çırpılır, tuz ve karabiber eklenir karıştırılır. Bu karışım tüm kalıplara pay edilir. Önceden ısıtılmış fırında 180 C'de 25-30 dak. kadar pişirilir. Omletler iyice kabarıp, kızarınca fırından çıkarılır ve 5 dak.fırın ızgarasında bekletilir. 5 dak. sonra kalıplardan çıkarılır ve sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

Kestaneli Cup

11 Kasım 2011 Cuma

Herkese güzel ve hayırlı bir Cuma günü dilerim. Geçtiğimiz hafta iş için Bursa'ya gidince kestane delisi olan ben dönüşte Kafkas'a uğrayıp kestanenin her türlü halini alıp geldim. Tatlı günüm olan bugün oradan aldığım kestane püresi ile yaptığım çok basit ve çabucak hazırlanan ilk tarif geliyor. Tarif sevgili Güner Teyze'ye ait. Kendisinin altın kadar değerli yemek tariflerini benimle paylaştığı için buradan ona ve Hande'ye bir kez daha teşekkür ederim. Afiyet olsun.
Malzemeler:
Yarım kavanoz hazır kestane püresi(tatlandırılmış)
1 paket krem şanti
1 çay bardağı süt
Hazırlanışı:
Kestane püresi kaselerin dibine konulur. Diğer tarafta krem şanti bir kaba dökülür ve 1 çay bardağı süt eklenerek mikser ile karıştırılır. Krem şanti istenen katı kıvamını alınca kestane püresinin üzerine konulur. İstenirse şantinin üzerine damla çikolata veya dövülmüş antep fıstığı serpilerek servis edilir (Biz sade sevdiğimiz için üzerine ekleme yapmadık)
AFİYET OLSUN.

Bayramınız Kutlu Olsun

6 Kasım 2011 Pazar

Yüreğimiz yansa da, kanadımız kıırık olsa da hayat geçiyor ve işte bir Bayram daha geldi. Umarım bir daha bu kadar içimiz acı dolu, bu kadar canımızın yandığı bir Bayrama uyanmayız.
Sevdiklerinizle mutlu, huzurlu bir Bayram geçirmenizi dilerim. Bayramınız Kutlu Olsun.

Kuru İncirli Kurabiye

4 Kasım 2011 Cuma

Yoğun bir iş haftasının son gününden merhaba. Herkese güzel ve hayırlı bir Cuma günü dilerim. Adana'da başladığım haftayı Edirne, Çanakkale ve Balıkesir'e uğradıktan sonra bugün güzel Bursa'da noktalıyorum. Akşama ver elini İstanbul. Geçtiğimiz günlerde sevgili Nilüfer bana Aydın'dan nefis kuru incirler göndermiş bu güzel incirlerle hemen İncirli kurabiyeyi yaptım. Yiyenler tadına bayıldı sizlere de öneririm. Nilüfer'e de bir kez daha teşekkür ederim.
Malzemeler:(20 adet)
500 gr.kuru incir
350 gr. Toz şeker
3 yumurta akı
100 gr.badem tozu
150 gr. iri çekilmiş ceviz içi
1 çay kaşığı vanilya
Hazırlanışı:
İncirler ufak ufak doğranıp, tencereye konulur. Bir yumurtanın akı ve şeker ilave edilip, şeker eriyip karamelize olana kadar karıştırılarak pişirilir. Ocaktan alınır ve diğer tüm malzemeler içine eklenir. İyice karıştırılır. Ilınınca küçük parçalar koparılır ve yuvarlanır. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizilir. Önceden ısıtılmış 150 C’deki fırında 20 dak. pişirilir.Pişince fırından alınır ve soğuyunca servis edilir.
AFİYET OLSUN

Kış Salatası

2 Kasım 2011 Çarşamba

Herkese güzel bir gün dilerim. Bugün kış sebzeleriyle yapılan ve bu nedenle adı da Kış Salatası olan bir tarifim var. Bu salataya istediğiniz her türlü malzemeyi ekleyebilirsiniz.
Malzemeler( 4 kişilik)
1 adet küçük boy brokoli
1 adet karışık Akdeniz yeşilliği
4 adet haşlanmış patates
8,10 adet kurutulmuş domates
4 adet havuç
Zeytinyağı
Tuz
1 adet limonun suyu
Hazırlanışı:
Haşlanmış patatesler doğranır. Kurutulmuş domatesler sıcak suda yumuşatılır ve üzerine çok az miktar zeytinyağı gezdirilir. Domatesler küçük parçalara bölünür. Haşlanmış brokoli küçük dallara ayrılır. Havuçlarrendelenir. Akdeniz yeşillikleri ve diğer malzemeler bir kabın içine konur. Üzerine limon suyu, zeytinyağı ve tuzdan oluşan sos dökülür ve hepsi iyice karıştırılır. Servis tabağına alınan salatanın üzerine bir iki kuru domates atılır ve servis yapılır.
AFİYET OLSUN.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Alternatif Mutfak Copyright © 2009 Designed by Ipietoon Blogger Template for Bie Blogger Template Vector by DaPino