14 Haziran 2010 Pazartesi

Ayran Aşı Çorbası



Herkese iyi haftalar. Oldukça sıcak geçeceği söylenen ve daha haftasonundan sıcak olacağı belli olan bir haftaya başlıyoruz. Bu sıcak haftaya hafif , serin ve bir o kadar da sağlıklı bir tarifle başlamak istiyorum. Afiyet olsun
Malzemeler:
1 su bardağı aşurelik buğday
1 su bardağı nohut
500 gr süzme yoğut
tuz
kuru nane
Hazırlanışı:
Buğday ve nohut bir gece önceden suya konulur. Ertesi gün suyu süzülen ve yıkanan malzemeler haşlanırlar ve soğumaya bırakılırlar. Ayrı bir kapta yoğurt su ile sulandırılıp, ayran kıvamına getirilir(ben biraz koyu kıvamda bırakıyorum. Kıvamını isteğinize göre ayarlayabiilirsiniz)Tuz eklenip, karıştırılır. İçine soğumuş olan haşlanmış buğday ve nohut konulur ve karıştırılır. Servis öncesinde bir süre buzdolabında bekletilir ve üzerine kuru nane serpilerek soğuk olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

12 Haziran 2010 Cumartesi

Izgara Köfte


Herkese güzel bir haftasonu diliyorum. Yaz günlerini yaşıyor olmamız nedeniyle haftasonları daha çok pikniklik ya da daha aparatif tarifler vermeye çalışıyorum. Bu gün de bu nedenle(yeni yemek yapmaya başlayanları da unutmayarak) pikniklerin ve yazın vazgeçilmezi küçük büyük herkesin sevgilisi Izgara Köfteyi sizinle paylaşacağım. AFİYET OLSUN.

Malzemeler:

500 gr. köftelik kıyma
1 adet kuru soğan
1 dilim bayat ekmek içi
karabiber
tuz
1 demet maydonoz
kimyon
köfte baharı

Hazırlanışı:
Bir kabın içine kıyma, iyice kıyılmış(rendelenirse daha iyi olur) soğan, ıslatılıp suyu sıkılmış ve ufalanmış ekmek içi, iyice kıyılmış maydonoz, istenilen miktarda tuz, karabiber, kimyon ve köftebaharı konulur. Tüm malzeme iyice karıştırılarak yoğurulur. Yoğurulan harçtan ceviz büyüklüğünde parçalar alınır ve avuç içinde (ıslatılmış elde) yuvarlanarak şekil verilir. Bir süre bekletilir ve iyice kızdırılmış mangalda, ızgarada ya da fırın ızgarasında iki tarafı da iyice kızarana kadar pişirilir. Pilav, patates salatası ya da söğüş domates salatalık ile servis yapılır.

AFİYET OLSUN

11 Haziran 2010 Cuma

Peynirli Kabak Dilimleri

Haftasonuna yaklaştığımız bugün sizlere çok hafif, hazırlanması kolay ve yaz günlerinde severek misafirlerinize sunabileceğiniz bir atıştırmalık tarifi vermek istiyorum. Şimdiden herkese iyi haftasonları ve hayırlı cumalar.
Malzemeler:
2 adet orta boy kabak
1 su bardağı ufanlanmış sert beyaz peynir
1 çorba kaşığı zeytinyağı
yarım demet dereotu
karabiber
pul biber
tuz
Hazırlanışı:
Kabakların kabukları temizlenir, yıkanır ve 2-3 cm.boyunda dilimlenir. Kaynar tuzlu suda renk değiştirene kadar haşlanır, suyu süzülür. Yarısı servis tabağına yerleştirilir. Kalan kabakların yarısı derin bir kaba alınır. Üzerine peynir, zeytinyağı, kıyılmış dereotu, karabiber, pul biber ve tuz eklenerek iyice karıştırılıp harç haline getirilir. (Bu harca zevkinize göre başka malzemeler de ekleyebilirsiniz)Harçtan küçük parçalar alınıp, elde yuvarlanır. Kabak dilimlerinin üzerine yerleştirilip, soğuk olarak servis yapılır. (İsterseniz bu harcı kabak dilimlerinin ortasını oyup, içine de yerleştirebilirsiniz)
AFİYET OLSUN

10 Haziran 2010 Perşembe

Etli Taze Fasulye

Bir iş seyahati nedeniyle İzmir'de olduğumdan blogumdan ve sizlerden kısa bir süreliğine ayrı kaldım. Hafta ortasında tekrar merhaba. Bugün menümde kızımın yazın en sevdiği sebze olan etli taze fasulye var. Herkese afiyet olsun.
Malzemeler:
1 kilo taze fasulye
250 gr. kuşbaşı et
1 adet kuru soğan
2 adet domates
1 yemek kaşığı salça
tuz
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Fasulyeler ayıklanır, kılçıkları alınır , ortadan bölünür ve iyice yıkanır. Etler bir tencerede içine su eklenerek haşlanır. (Etleri sağlıklı olmadığı için mümkün olduğunca kavurmamaya ve diğer tüm malzemeleri çiğden kullanmaya çalışıyorum) Ayrı bir tencereye doğranmış soğan, haşlanmış et, yıkanıp süzülmüş fasulye, salça ve doğranmış domatesler konulur.Fasulyelerin üzerine gelecek kadar su konulur ve fasulyeler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Yemeğin altının kapatılmasından bir iki dakika önce tuzu eklenir, karıştırılır ve altı kapatıldıktan sonra hemen üzerine zeytinyağı gezdirilip kapağı kapatılıp 10 dak. dinlendirilir.
AFİYET OLSUN


7 Haziran 2010 Pazartesi

Zeytinyağlı Biber Dolması

İşte yazın en sevdiğim tatlarından biri daha. Zeytinyağlı biber dolması tüm yaz bizim evde soframızda çok sık konuk olur. Bugün sizlerle onun tarifini paylaşmak istiyorum. Herkese iyi haftalar.
Malzemeler:
10 adet dolmalık biber
3 adet orta boy kuru soğan
10 yemek kaşığı pirinç
1 yemek kaşığı toz şeker
1 paket kuş üzümü
1 paket dolmalık fıstık
1 çay bardağı zeytinyağı
3 adet domates(biberlerin üzerlerine kapak yapmak için)
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı yeni bahar
1 yemek kaşığı kuru nane
yarım demet dereotu
tuz

Hazırlanışı:
Dolmalık biberlerin sap kısımları içine bastırılarak çıkarılır, çekirdekleri temizlenir ve yıkanır. Diğer tarafta bir kapta soğanlar doğranıp, zeytinyağında hafifçe kavrulur.Fıstık ve pirinç eklenir ve hafifçe kavrulur. Tuz, karabiber, kimyon, yeni bahar, nane, şeker, üzüm eklenir ve hepsi iyice karıştırılıp, bir su bardağı su eklenip hafif ateşte kaynamaya bırakılır. Kaynayınca altı kapatılıp ateşten alınır, kıyılmış dereotu içine eklenir (Biberlere domatesten kapak kesilir ve domateslerin kalan içleri de bu harca eklenip, iyice karıştırılır) harç demlenmeye bırakılır. 10 dak. demlendikten sonra biberlerin içine doldurulur, biberlerin ağızları domatesten kesilen kapaklar ile kapatılır. Tencereye dik olarak yan yana dizilen biberler 2 su bardağı su eklenerek hafif ateşte pişirilir. Biberler yumuşayıncaya ve suyunu çekinceye kadar pişirilir. Pişince altı kapatılır ve üzerine yarım çay bardağı zeytinyağı gezdirilir. Tencerede soğumaya bırakılır. Soğuyunca servis tabağına alınır.

AFİYET OLSUN
(Domateslerin içi dolmanın harcına katılıp, karışrırlır

6 Haziran 2010 Pazar

Sade Pilav

Blogumla ilgili aldığım maillerin çoğunluğunu yeni yemek yapmaya başlayan genç takipçilerim gönderiyorlar. Benden en basit tarifleri de kendileriyle paylaşmamı istiyorlar. Bu izleyicilerimi düşünüp zaman zaman çok kolay, herkesin bildiğini düşündüğümüz tarifleri yayınlıyorum(cacık, kısır, patates salatası gibi)Bu gün de herkesin bilmesi gereken, sofraların olmazsa olmazı tariflerden biri olan sade pilav tarifimi bu genç arkadaşlarım için yayınlıyorum.
Malzemeler:
2 bardak baldo pirinç
3 su bardağı sıcak su (tavuk suyu ya da et suyu tercih ederseniz pilavınız çok daha lezzetli olur)
2 yemek kaşığı zeytinyağı (isterseniz katı yağ ya da tereyağı kullanabilirsiniz)
tuz
2 su bardağı sıcak su (ıslatmak için)

Hazırlanışı:
Pirinç yıkanır ve sıcak suda 15-20 dak. bekletilir. Tencereye yağ konulur, hafif kızdırılır, süzülen pirinç eklenir ve kavrulur. Üzerine 3 su bardağı sıcak su eklenir, tuzu konulur ve suyunu çekene kadar pişirilir. Altı kapatılınca kapakla pilav arasına gergin bir mutfak bezi konulur ve pilav dinlenmeye bırakılır. Dinlenince servis tabağına alınarak, ister tek başına isterse yemeklerin yanında servis yapılır.

AFİYET OLSUN

5 Haziran 2010 Cumartesi

NAR Natural & Regional

Geçtiğimiz günlerde İpek Hanım'ın davetlisi olarak Feriye Lokantasında NAR Natural&Regional markasının Tanıtım Toplantısına katıldım. Bugün orada edindiğim bilgileri sizlerle paylaşacağım.

NAR Natural&Regional; zeytinyağından organik ekşi ve sirke çeşitlerine, organik pekmez çeşitlerinden reçel ve marmelat çeşitlerine, akide şekerinden lokuma geçmişin kültürümüzün geleneksel lezzetlerini günümüze taşımak misyonu ile 2009 yılında Good Foods, Inc tarafından kurulmuş. Feriye Lokantasındaki Toplantının ilk bölümünde Good Foods, Inc Genel Müdürü Samir Bayraktar bizlerle markanın hedeflerini, değerlerini ve felsefesini paylaştı. Samir Bayraktar, NAR'ın hedefinin bölgeselliğe ve yerel çeşitlere önem vererek her yıl yenileyecekleri ve genişletecekleri ürün gamı ile farklı lezzetler arayan lezzet tutkunlarına en iyi kalitede hizmet vermek olduğunu belirtti.

İsmini ve anlamlarını Natural & Regional(doğal ve bölgesel) kelimelerinden alan NAR ; Anadolu'nun doğal ve bölgesel ürünlerini, bu ürünlerin saflığına, özelliğine ve kültürüne yakışan üretim ve paketleme anlayışıyla sunuyor. Balıkesir'den Mersin'e, Aydın'dan Hatay'a, Tekirdağ'dan Mardin'e Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde özel olarak yetiştirilen o bölgelere has ürünleri dünyaya tanıtmak amacıyla kurulmuş olan NAR'ın öz kaynağı; benzersiz doğasıyla bu ürünleri yetiştiren zengin ve çeşitli Anadolu toprağı ve iklimi ile sağlıklı Akdeniz mutfak kültürü.

Toplantının tanıtım ve bilgilendirme kısmından sonra NAR'ın lezzet kültürü danışmanı Araştırmacı Yazar Gökçen Adar'ın ve Türkiye'nin ünlü şeflerinden Vedat Başaran'ın tarifleri ile sunulan NAR Natural&Regional Gurme Kolleksiyonu ile yapılmış birbirinden lezzetli yemekler katılımcıların damaklarında enfes lezzetler bıraktılar.
Şimdilik sadece internet sitesi www.nargourmet.com 'dan , bazı gurmeshoplardan ve havalimanlarından edinebileceğiniz NAR ürünleri ile biran önce tanışmanızı ve denemenizi öneririm. Bu güzel organizasyon, billgilendirme ve ikramlar için İpek Hanım'a ve tüm NAR ailesine teşekkür ederim.

4 Haziran 2010 Cuma

Kavun Yatağında Dondurma


İş seyahati nedeniyle İstanbul dışında olduğum için haftabaşından beri blogumla ilgilenemedim. Şimdi döndüm ve hemen laptopun başına oturdum. Sıcak günlerde canım ağır, yağlı ve etli yemekler, pastalar, börekler yapmak ve yemek istemiyor. Zeytinyağlı, insanı rahatsız etmeyecek hafiflikte ve serinlik veren yiyecekler ve tatlılar yapıp, yemek istiyorum. Bu nedenle bugün sıcak günlerde hemen hazırlanıp sunulan ve görünüşü bile insanı mutlu eden bir tarif daha doğrusu bir dondurma sunuşu vermek istiyorum. Şimdiden herkese iyi haftasonları.

Malzemeler:
1 tane küçük kavun
1 top çilekli dondurma
1 top kaymaklı dondurma
1 top çikolatalı dondurma
Süslemek için:
İstenilen miktarda dövülmüş Antep fıstığı
İstenilen miktarda fıstık krokan
İstenilen miktarda yaprak fındık
Hazırlanışı:
Kavun ortadan bölünür ve çekirdekleri temizlenir. Kenarları bıçakla şekilli olarak kesilir. İçi kaşıkla oyulur. Bir süre dolapta bekletilip soğutulur. Dolaptan çıkarılınca içine çilekli, çikolatalı ve kaymaklı dondurma konulur.(Kavunun içine zevkinize göre istenilen çeşitte ve istenilen miktarda dondurma koyabilirsiniz. ) Üzerine dövülmüş fıstık ve fındıklar serpilir.(Ben bunları dövmeyip, hazır dövülmüş olarak satılanlardan kullandım) Soğuk olarak hemen servis yapılır.
AFİYET OLSUN


30 Mayıs 2010 Pazar

GAP Notları (2)

GAP Turumuzda Mardin'den sonra Peygamberler Şehri Şanlıurfa'ya doğru yola çıkıyoruz. Şanlıurfa'da İbrahim Peygamber'in doğduğu mağara, ateşe atıldığı yer, Balıklıgöl, Halil-ül Rahman Gölü, Ayn-El Zeliha Gölü ilk görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.
Eyüp Peygamberin 40 yıl çile çektiği Çile Kuyusu ve Eyüp Peygamber Makamı, Mevlid-i Halil Camii, Rızvaniye Camii, Kapalıçarşı, Kilimciler, İsotçular, Demirciler, Bakırcılar Çarşısı ve Gümrük Han mutlaka gezilmesi gereken yerlerdendir. Urfa'dan ayrılmadan önce mutlaka Kaleye çıkılmalıdır.
Urfa'ya gidince Sıra Gecesine katılmadan dönülmez. Yerel saz ekiplerinin ve sanatçıların, özel şovlar yapan davulcuların müziği eşliğinde yer sofralarında özel kurulan masada hazırlanan çiğ köftelerin eşliğinde unutulmaz saatler geçiriliyor.

Dünyanın ilk üniversitesinin bulunduğu Harran sizleri bambaşka bir dünyaya götürüyor. Dünyada 3 bölgede bulunan Konik Kubbeli Harran Evleri ve Harran'da korumaya alınmış olan
Ulucami kalıntıları, Höyük, Şehir surları, Kale ve geleneksel Harran evlerinin içlerini ziyaret ederek güzel bir Harran turu yapılabilir. Harran'dan sonra yol üzerinde GAP içerisinde en önemli proje ve ülkemizin elektrik ihtiyacının çok büyük bir kısmını üreten Atatürk Barajı karşınıza çıkıyor. 1992 yılından beri elektrik üreten bu devasa barajı gezerken gurur duyuyorsunuz.
Yeni rotamız Adıyaman ve Nemrut Dağı. Uluslararası Gezginler Birliği tarafından tüm dünyada her insanın ölmeden önce mutlaka görmesi gereken 100 noktadan birisi seçilen Nemrut Dağı sizi 2100 yıl öncesine götürüyor. UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınmış olan bu bölgede Karakuş Tümülüsü, Cendere Köprüsü ve Arsemia'yı gördükten sonra 2100mt.yükseklikteki Nemrut Dağına tırmanarak ulaşılıyor.
Kommagene Kralı Antiokhos'un kendi mezarı olarak yaptırdığı Büyük Tümülüse ulaşıp, Kuzey, Doğu ve Batı terasları ile insan büyüklüğündeki Tanrı heykellerini gördükten sonra Nemrut'ta eşsiz gün batımını seyretmek bambaşka bir duygu.
Yeni rota Anadolu'nun destan nehri Fırat'ta "dünya'da siyah gül'ün" yetiştiği tek yer olan Halfeti. Burada Fırat nehri üzerinde tekne turu ile eşsiz manzarayı, yerleşim yerlerini ve Rum Kaleyi görebilirsiniz. Halfeti'den sonra soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve korunmaya alınan Kelaynak Kuşlarını görmek için mutlaka Birecik'e uğrayınız.

Turun son şehri Gaziantep. Zeugmadan çıkan birbirinden güzel ve büyük mozaiklerin bulunduğu Mozaik Müzesi bu şehirde görülmesi gereken ilk yerdir. Kale dibi mahallesinde Tarihi Antep'i gezmek, Bakırcılar çarşısını, bölgenin en ince geleneksel el sanatlarından olan Sedef işlemeye ait sanatçıların eserlerini görmek insana büyük bir mutluluk veriyor.

Bu kadar güzel ve birbirinden eşsiz gerek doğa harikasını, gerekse tarihi bünyesinde barındıran bu bölgede tabi ki eşsiz tadlarda karşınıza çıkıyor. Çeşit çeşit kebaplar, kuruyemişler, yöreye özgü tatlılar ve özel kahvesiyle GAP gerçekten anlatılmaz giderek yerinde yaşanır. Hepinizi bu bölgeyi gezmeye, görmeye ve eşsiz mutfaklarıyla tanışmaya davet ediyorum.

Perşembe gününe kadar iş seyahati nedeniyle İstanbul dışında olacağım için şimdiden herkese iyi haftalar. Hoşçakalın.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

GAP Notları (1)

Geçtiğimiz hafta GAP'a düzenlenen bir tura katıldım. Görmek istediğim bölgelerden birine yaptığım bu tur rüya gibi geçti. Çok güzel anılarla ve harika yemeklerinden kalan tatlarla geri döndüm. Bu geziden kısa notları, çok sevdiğim o yörenin yemeklerinden tatları ve fotoğrafları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Turun ilk durağı Diyarbakır. Diyarbakır'da Anadolu'nun ilk camilerinden olan Ulu Cami görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Ünlü şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı'nın doğup, büyüdüğü ev Diyarbakır'da önemli ziyaret yerlerinden biri.


Çin Seddinden sonra dünyanın en uzun suru olduğu söylenen Diyarbakır surları, sur kapıları, Keçi Burcu ve 10 Gözlü Köprü de mutlaka görülmesi gereken yerler.


Diyarbakır'dan sonra rota Hasankeyf. Hasankeyf için yol alırken muhteşem süslemeli Akkoyunlu hükümdarı Zeynel Bey Türbesini mutlaka ziyaret ediniz. Ilısu Barajı'nın suları altında kalacak olan Hasankeyfi son görenlerden biri olacağını bilmek insana garip bir hüzün veriyor. Mutlaka görünüz.



Dicle nehrinin hemen kenarına kurulmuş, eski çağların fethedilemez kalesi Hasankeyf'te Şehir Kapıları, Aşağı Saray, Büyük Saray, Ulu Cami, Darphane, El-Rızk Cami ve ortaçağın en büyük köprüsünün kalıntıları karşınızda duruyor.Hasankeyf'ten ayrılıp, masal şehri Mardin'e yol alırken Süryani cemaatinin en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Midyat'a uğramadan geçmeyiniz. Şu anda pekçok ünlü diziye set görevi yapan bu tarihi yerleşim alanının çarşısında Süryani ustalarının ince ince işlediği ve tüm dünyada haklı bir üne kavuşan Telkari sanatının en güzel örneklerini bulabilirsiniz.



Neredeyse iki insanın yanyana yürüyemeyeceği kadar dar sokakları, sayısız ev altı geçit sokakları bulunan Mardin gerçekten insanı büyülüyor. Mezopotamya Ovasını görebileceğiniz Mardin'de Kasımiye Medresesi, Dayr'ül Zaferan Manastırı, Ulucami, Kırklar Kilisesi, eski bir Süryani Konağından çevrilen PTT binası mutlaka görülmesi gereken yerlerden sadece birkaçı.





Doğal bir film platosu haline gelen Mardin'in yemekleri ise başlı başına sanat eseri gibi. Mardin'in en ünlü yerel tatlarını sunan meşhur Cercis Murat Konağı Restorant'ından farkı kültürlerin karışımının ortaya çıkardığı Mardin Mutfağından işte sizlere derlediğim örnekler.


Mezeler:

Frik Salatası:Buğday, tavuk göğsü ile yapılıyor. Küflü Yoğurt:Kurutulmuş domates,süzme yoğurt'tan yapılıyor. Taşkırma Zeytin Salatası, Hibeş:Tahin, limonsuyu, sarımsak, kırmızı biber karışımı. Tebbel :Tahinli patlıcan salatası. Muammara:Peksimet, biber salçası, ceviz, sarımsak.Ekşimik patlıcan salatası, Albiber Ezmesi:Kurutulmuş domates salatası, Humus


Kitel Raha (Süryani İçli Köftesi)Bildiğimiz içli köftenin yassı olarak yapılanı ve üzerine sarımsaklı yoğurt ve biber sosu eklenmişi.


İrok:Kızartma içli köfte

Alluciye:Ekşili (yeşil erik) yahnisi


Kaburga Dolması


Harire:Tahin, pekmez, süt ve cevizden yapılıp dondurma ile servis edilen harika bir tatlı.



Sizleri bu güzel yemekler, tatlı ,sumak şerbeti ve kahve ile başbaşa bırakıyorum. Gezinin ikinci kısmı yarına . Hoşçakalın.

28 Mayıs 2010 Cuma

Kadayıflı Muhallebi

Hafta sonuna girerken sıcak günlerde ağır gelmeyen, hafif bir tatlı tarifi yakışır değil mi? Bugün yine yapımı çok kolay ama bir o kadar da hafif , tatlı krizine birebir gelen ve misafirlere de gönül rahatlığıyla sunabileceğiniz bir tarif vereceğim. Şimdiden afiyet olsun.



Malzemeler:

1 kilo süt
1 bardak un
1 bardak şeker
1 paket krem şanti
150-200 gr. kadayıf
İstenilen miktarda ceviz

Hazırlanışı:

Kadayıf bir tavada rengi dönünceye kadar kavrulur.(Kavurma işlemini fırında da yapabilirsiniz).
Diğer tarafta muhallebi hazırlanır. Muhallebi ılınınca içine bir paket krem şanti dökülür ve iyice karıştırılır. Kullanılacak kabın altına kavrulmuş kadayıf yayılır. Üzerine muhallebinin tamamı dökülür. Buzdolabına konulur ve iyice soğuması beklenir. Soğuduktan sonra servis öncesi kalan kadayıf üzerine yayılır ve kadayıfın üzerine de dövülmüş ceviz serpilir(ben çok ince dövülmüş ceviz sevmediğim için cevizleri iri parçalar halinde serptim)

AFİYET OLSUN

27 Mayıs 2010 Perşembe

İmambayıldı

Karnıyarıktan sonra sıra imambayıldı tarifinde. İmambayıldı sıcak günlerde iyi bir öğün alternatifi olup, bizde severek ve çok sık yenir.
Malzemeler:
6 patlıcan
2 tane kuru soğan
3 tane domates
5 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı toz şeker
tuz
1 demet maydonoz
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Patlıcanlar alacalı soyulur. Uzunlamasına dörde bölünüp, dörde bölünen parçalar enine 3 parçaya ayrılır ve tuzlu suya konulur. Yarım saat tuzlu suda bekletilir ve kevgirde süzülür. Soğanlar piyazlık şeklinde doğranır. Tuzla ovulur, yıkanır ve süzülür. Domatesler rendelenir. Sarımsaklar ayıklanır. Maydonoz kıyılır. Hepsi karıştırılarak harç haline getirilir. Süzülen patlıcanlar tencereye konulur ve üzerine harç yayılır. Tuz, şeker ve zeytinyağı ilave edilir. 2 su bardağı su konulur. Kaynamaya başlayınca altı kısılır ve suyunu çekene kadar pişirilir.

AFİYET OLSUN

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Etli Biber Dolması

Biber Dolmasının zeytinyağlısını da, etlisini de çok severim ve yazın çok sık yaparım. Bugün yoğurdun çok yakıştığı tatlardan biri olan etlisinin tarifini veriyorum. Zeytinyağlısı da sırada.
Malzemeler:
1 kilo orta boy dolmalık biber
Yarım kilo dolmalık kıyma
1 büyük kuru soğan
1 su bardağı pirinç
1,5 yemek kaşığı salça
tuz
kuru nane
sumak
zeytinyağı
3 domates
Hazırlanışı:
Biberlerin sap kısımları içine bastırılarak çıkarılır, çekirdekleri temizlenir ve yıkanır. Bir kapta kıyma, küçük küçük doğranmış soğan, yıkanmış süzülmüş pirinç, 1 yemek kaşığı salça, tuz, nane, sumak karıştırılıp, dolma içi harcı hazırlanır. Biberler ağzına kadar gelmeyecek şekilde bu harc ile doldurulur, ağız kısmı domatesten hazırlanan minik kapakla kapatılır. Biberler tencereye yanyana dizilir. Sulandırılmış yarım çorba kaşığı salça, zeytinyağı tencereye eklenir. Biberlerin yarısına gelecek kadar su ilave edilir ve orta ateşte pişirilir. Yanında yoğurt ile servis edilir.
AFİYET OLSUN

25 Mayıs 2010 Salı

Frappe

Yunanlıların milli içeceklerinden, bizim çayımız gibi onların da yaz kış yılın her mevsimi, günün her saati sürekli içtikleri Frappe, iki sene önce Yunan Adaları'na tatile gittiğimizde gerçeği ile tanışıp çok beğendiğimiz ve sıcak yaz günlerinde severek içtiğimiz bir içecektir. Türkiye'de pekçok yerde yapılanların aslına benzemediğini, biraz değişime uğradığını gerçeğini içince anladık. (Burada içine dondurma eklenip, buz kalıpları atılıyor)Ben Türk kahvesini hiçbirşeye değişmem ama sıcak günlerde Türk kahvesine tek alternatif olarak Frappe'yi tercih ediyorum. Santorini'de bir cafe sahibinden aldığım tarifi sizlerle paylaşacağım. Sıcak günlerde afiyetle içiniz.

Malzemeler:
Kullanacağınız bardağın yarısını biraz geçecek kadar soğuk süt
2 tatlı kaşığı çözünebilir kahve(nescafe olabilir)
İstediğiniz kadar toz şeker(normali fazla tatlı olmayanıdır)
İstediğiniz kadar buz küpleri

Hazırlanışı:
Blendıra sütü, kahveyi, şekeri ve buzları koyup, buzlar iyice kırılıp, parçalanana kadar karıştırıyoruz. Buzları almadan karışımı bardağa döküyoruz. Blendırın dibinde kalan köpüğü kaşıkla bardaktaki kahvenin üzerine alıyor ve hemen servis yapıyoruz.
AFİYET OLSUN

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Zeytinyağlı İç Bakla

Geçtiğimiz perşembe sabahı uçakla Diyarbakır'a giderek başlayan ve pazar akşamı Antep'te biten bir GAP turundan pazar gecesi döndüm. Harika anılar, harika fotoğraflar, aşık olduğum mutfağından harika tatlar damağımda kalarak yeni bir haftaya başlıyorum. GAP turumla ilgili izlenimlerimi fotoğraflarımı toparlayınca hemen sizlerle paylaşacağım tabi ki yemeklerini de. Bu haftaya arşivimden bir tarif ile başlıyorum. Herkese iyi haftalar.

Malzemeler:
Yarım kilo iç bakla
1 tane kuru soğan
Yarım limonun suyu
Yarım çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı toz şeker
2 su bardağı su
tuz
1 demet dereotu

Hazırlanışı:

Baklaların dış kabukları ayıklanır. Limonlu, tuzlu suya konulur ve yarım saat bekletilir. Doğranmış kuru soğan(isterseniz taze soğan da kullanabilirsiniz, ertesi güne kötü koktuğu için ben kuru soğanı tercih ediyorum) bir kapta zeytinyağı ile kavrulur. 2 bardak su ilave edilir, su kaynayınca içine 1 tatlı kaşığı limon suyu ilave edilip, süzülmüş baklalar, tuz, şeker eklenir ve kaynamaya bırakılır. Kaynamaya başlayınca altı kısılır ve su çekince altı kapanır. Üzeri dereotu ile süslenir ve servis tabağına alınır. Soğuyunca servis yapılır.

AFİYET OLSUN

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...