4 Mart 2012 Pazar

"En"ler Diyarı Dubai

Arap Yarımadası'ndaki yedi tane emirlikten biri olan Dubai 2000'li yıllarda başlayan projeleri ile adını dünyaya duyuran ve şu anda bölgenin en önemli ticaret ve turizm başkentidir. Birleşik Arap Emirliğinin en büyük ikinci emirliği olmasına rağmen emirliklerin en lüks ve en modern olanıdır. Son 20 yıldır bu topraklardan petrol çıkarılmaya başlaması Dubai'nin yapısını değiştirmeye başlamıştır.(Kaynak. Internet) Ocak ayında ilk defa gittiğim Dubai beni gerçekten şaşırttı. Çölün ortasında para ve teknoloji birleşmiş suni bir cennet ortaya çıkmış. Aslında tam çölün ortasındasınız ama hiç mi hiç hissetmiyorsunuz. Aradığınız, aklınıza gelen her şey elinizin altında. Dubai tam anlamıyla bir “En”ler cenneti. İşte “En”lerden örnekler:
Dünyanın en büyük avizesi (Şeyh Zaid Cami’nde – 9 ton- 1.300.000 Svarowski taş)
Dünyanın büyük halısı Şeyh Zaid Cami’nde 5.627 metrekare/2 milyar 268 milyon ilmek
Dünyanın en yüksek helikopter pisti Burj Al Arab Otel’inde 210 metre yükseklikte
Dünyanın en büyük su sovu The Dubai Fountain 275 metrex150 metre 741.250 metrekare su perdesi Dünyanın en büyük 3. Camisi Şeyh Zaid Cami 40.000 kişilik



Dünyanın en büyük kapalı kayak pisti Ski Dubai 25.000 mkare kapalı alan / 400 metre pist
Dünyanın en büyük alışveriş merkezi Dubai Mall 1.200 mağaza / 128.000 kişi/gün
Dünyanın en lüks oteli Burj Al Arab

Dünyanın en büyük yatay binası The Meydan 1.700 metre
Dünyanın en büyük suni adası The Palm Dubai 100 milyon metre küp dolgu
Dünyanın en büyük ödüllü at yarışı Dubai World Cup 10 milyon $



Dünyanın en hızlı Roller Coaster pisti Ferrari World 240 km/saat 0-100 km 2sn.



Dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa 828 metre.

Son derece ihtişamlı, gösterişli, zengin bir yer Dubai. İnsanın başı dönüyor tam bir inşaat alanı şeklinde heryerde yeni bir gökdelen yükseliyor. Her biri bir öncekinden daha yüksek. Dubai ile ilgili bugünlük bu kadar. Devamı önümüzdeki günlerdeki postlarda.

İyi akşamlar.

29 Şubat 2012 Çarşamba

Silverline ile “En Başarılı Fırın Yemekleri Yarışması” Başlıyor

Haftasonu güzel bir davet ile Silverline'ın organize bir etkinliğe katıldım. Etkinlikte sevgili Gülhan Kara'nın da olacağını öğrenmek beni çok mutlu etti.

Bir yandan çayımızı içerken bir yandan firma yetkililerinden firma ile ilgili bilgiler aldık.


Ardından sevgili Gülhan Kara bizlere kendi elleri ile ıspanaklı kiş ve elmalı pay yaptı. İkisi de nefis olmuştu.




Daha sonra firma yetkilileri ve Gülhan Kara bizlerle düzenledikleri bir yarışmanın bilgilerini paylaştılar.
Birbirinden şık tasarımları ile mutfakta hanımların gönlünü fetheden Silverline,
şimdi de “En Başarılı Fırın Yemekleri Yarışması” ile mutfaklardaki kahramanların lezzetlerini paylaşıyor.
Ankastre mutfak ürünleri markası Silverline’ın sponsorluğu ve Chef’s İstanbul Mutfak Atölyesi’nin katkıları ile bu sene ilki düzenlenen “En Başarılı Fırın Yemekleri Yarışması” başladı.
Mutfakta kendine güvenen, özellikle fırın yemekleri konusunda “en iyi benim” diyen, özgün ve yaratıcı tarifler üretebilen herkesi www.facebook.com/SilverlineAnkastre adresi üzerinden kendi tariflerini paylaşmaya bekliyor.
1 Mart – 15 Nisan tarihleri arasında Silverline’ın facebook sayfası üzerinden toplanacak başvurular Mutfak Koçu Gülhan Kara tarafından değerlendirilecek. Finalist olarak seçilen 10 yarışmacı, tariflerini Chef’s İstanbul Mutfak Atölyesinde birebir uygulayarak büyük ödülleri kazanmak için yarışacak.
İlk 3’e giren finalistlerin birbirinden şık ödüller kazanacağı yarışmada;
Birinci SLV 240 fırının; İkinci AS 126 F ocağın; Üçüncü ise Crystal Line Inox aspiratörün sahibi olacak.
Detaylı Bilgi İçin:
Silverline Ankastre Mutfak Ürünleri Başak Menteş
Basak.mentes@silverline.com.tr Tel: 0 212 484 48 00
BPM Look Halkla İlişkiler Burçin Beyenal
burcin@bpmlook.com Tel: 0 212 241 08 02
Katılmak isteyen herkese şimdiden başarılar dilerim.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Rokalı Surimi Salatası

Bugün sizlere hemen hazırlanan çok kolay bir salata tarifi vereceğim. Bu salata özellikle kışın balık sofralarına çok yakışıyor.
Malzemeler:
1 paket hazır surimi
1 demet roka
1 demet dereotu
zeytinyağı
1 diş sarımsak
1 limonun suyu
tuz
Hazırlanışı:
Surimi çubukları küp küp doğranır. Diğer tarafta yıkanıp, süzülmüş rokalar doğranıp bir kaba konulur üzerine ince ince doğranmış dereotu eklenir ve küp küp doğranmış surimiler yeşilliklere katılır. Limon suyu, tuz, zeytinyağı ve dövüşmüş sarımsak bir kapta iyice karıştırılıp, salatanın sosu hazırlanır. Sos salatanın üzerine dökülür hafifçe karıştırılıp, iyice harmanlanır ve salata servis tabağına alınıp, servis edilir.
AFİYET OLSUN.
Surimi: Japonya’ da geleneksel olarak bilinen işlenmiş su ürünüdür. Günümüzde dünya genelinde tüketilen bir besin haline gelmiştir. Surimi genel olarak ekonomik değeri düşük balık etlerinin çeşitli işlemlerden geçirilerek lezzetini, kokusunu oluşturan bileşimlerden arındırılıp yengeç, karides, ıstakoz gibi ekonomik değeri yüksek olan su ürünlerinin lezzetini taşıyan bileşimlerin bu arındırılmış balık etlerine işlenmesiyle üretilen imitasyon üründür.(kaynak: Deniz Bilimi)

26 Şubat 2012 Pazar

The Upper Crust Pizzeria 'Blogger Tadım Etkinliği"

Geçtiğimiz haftasonu Didem Hanım'ın güzel daveti ile Bebek'teki The Upper Crust Pizzeria'daki Pizza Tadım Etkinliğine katıldım. İstanbul'da sadece Bebek ve Çırağan'da şubesi olan firmayı Muzo Berberoğlu, Koray Berberoğlu ve Mert Yılmaz 2009 yılında kurmuşlar. Etkinlik süresince bizlerle olan firma ortakları sorularımıza sabırla yanıt verdiler. 2001 yılında Boston'da kurulan ve Boston'da son dört yılın 'Best Of Boston' ödülünü alan Upper Crust'ın lezzeti hızla Amerika’nın tüm eyaletlerine yayılmış ve en büyük müdavimleri arasına birçok ünlü Hollywood yıldızı girmiş. Bebek'teki mekan 2 katlı ve çok sevimli bir atmosfere sahip. Alt kat pizzasını hemen yiyip gidenler ya da paket servis için gelenler için ideal bir alan. Üst kat ise rahatça oturup, pizzanızı yiyebileceğiniz şekilde dizayn edilmiş ve özellikle öğrenciler düşünülmüş. Upper Crust'ın en büyük özelliği istediğiniz pizzadan dilim alabilmeniz. İtalya'ya gittiğimde herkesin eline bir dilim pizzayı alıp, sokaklarda yiyerek gittiğini görmüş ve bizde niye böyle bir sistem yok diye düşünmüştüm. İşte bu usulu Türkiye'de ilk defa burada gördüm. Dikkatimi çeken bir diğer özellik ise pizzaların büyüklüğü. 35 cm(L) ve 45 cm(XL) ebatlarında pizzalar mevcut. Menünüzü bir dilim pizza ve taze yeşillikler, otlarla yapılan salatalarla oluşturabiliyorsunuz hem de son derece makul fiyatlara.

Tadımlara öncelikle salatalarla başladık. Soframıza önce Bahçe Salatası,

Tavuklu Sezar Salata ve

Sarımsaklı ekmekler geldi. Ardından da çok beğendiğim

Ispanak Küpleri tarafımızdan anında tüketildiler.

İlk Pizzamız Rıfat'ın acılı pizzası (Kırmızı Pizza) oldu. Domates sosu, sucuk, dilim parmesan, acı zeytinyağı, pul biber, kekik ve taze fesleğenli bir pizzaydı.

İkinci pizzamız Bub's BBQ Chicken oldu. Barbekü soslu tavuk, dilim soğan ve mozarella peynirli beyaz pizza. Barbekü sos ve tavuk birleşimi nedeniyle farklı bir tadı olan pizza ve değişiklik isteyenlere öneririm.

Üçüncü pizzamız oldukça lezzetli ve hafif bir pizza olan The Harvard Street oldu. Dilim domates, taze fesleğen, taze mozzarella ve taze sarımsaklı olan bu pizza vegeteryanların favorisi olabilir bence..

Pollogo Pesto tabanı pesto sosla kaplanmış, ızgara tavuk, gorgonzola peyniri, parmesan ve taze sarımsaklı bir pizza. Keskin pesto sosu pizzaya farklı bir tat vermiş ve ben bu tadı çok beğendim.

İşte en favorim pizzam Spinach Leaf. Taze ıspanak, ricotta ve taze sarımsaklı bir pizza. Bu pizzaya hamuru kepekli olduğu için Zayıflatan pizza deniyormuş. 880 kalori olan bu pizza çok hafif olduğu için benim en sevdiğim pizza oldu.

Tattığımız son pizzamız farklı iki pizzaydı. Pizzanın sol yarısı beyaz olan kısım Bebek Pizza, sağ taraf ise Çırağan Pizza. Bebek Pizza mozarella, soğan, dilim patates, biberiye, taze maydanoz ve taze sarımsaktan oluşuyor. Daha renkli görünen Çırağan Pizza ise sucuk, mantar, siyah zeytin ve mısırdan oluşan bir pizza. İki farklı pizzanın birarada olması da çok güzel bir fikir. Burada istediğiniz farklı pizzaları dilediğinizde sizin için biraya getirebiliyorlar.

Tattığımız pizzalar menüdeki pizzaların daha yarısı bile olmamasına rağmen fazlaca doyduğumuz için tadımı sonlandırıp, hatıra fotoğrafımızı çektirip oradan ayrıldık. Firma yetkililerine ve Didem Hanım'a ilgi ve alakaları için tekrar teşekkür ederim. İncecik hamurlu, farklı tatları birarada barındıran lezzetli pizzaların yapıldığı Upper Crust'ı denemenizi öneriririm.

Bebek Şubesi: Küçük Bebek cad. N.6 Bebek. 0212/ 265 02 66

20 Şubat 2012 Pazartesi

Sıcak Mantar Salatası

Herkese güzel bir hafta dilerim. Bugün hafif bir salatamız var. Özellikle etlerin yanında güzel bir garnitür oluyor. Afiyet olsun.
Malzemeler:
250-300 gr. mantar
1 demet maydanoz
1 demet dereotu
4 tane taze soğan
Zeytinyağı
Bir limonun suyu
Tuz
Hazırlanışı:
Mantarlar yıkanıp süzülür. İnce ince doğranan mantarlar kızdırılmış sıvı yağda sotelenir. Sotelenen mantarların üzerine ince ince kıyılmış maydanoz, dereotu ve taze soğan eklenir ve hepsi karıştırılır. Diğer tarafta zeytinyağı, limononun suyu ve tuz iyice karıştırılıp salatanın sosu hazırlanır. Sos karışıma dökülür hepsi harmanlanıp, iyice karıştırılır ve salata sıcak olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN.

14 Şubat 2012 Salı

Alternatif Mutfak 2 Yaşında !

Kızımın ön ayak olmasıyla 2 yıl önce bugün doğan “Alternatif Mutfak” 2 yaşına girdi. 1. yaş gününde nasıl doğup büyüdüğünü anlattığım blogum izleyenleri sayesinde 2 yaşına mutlulukla giriyor. Onu takip eden, yorumlarıyla mailleriyle yalnız bırakmayan, yön veren, öneri getiren, sorular soran, teşvik eden ve hiç yalnız bırakmayan herkese, sizlere çok teşekkürler ederim. Umarım Alternatif Mutfağın 5. 10 yıllarını da hep birlikte kutlarız. Blogum sayesinde tanıştığım, görüştüğüm yazıştığım dostluk kurduğum fikir alışverişinde bulunduğum tüm gönül dostlarıma selam olsun.
NOT:Pasta Divan Pastanesinden.

9 Şubat 2012 Perşembe

Meksika Fasulyeli Salata

Herkese günaydın. Bugün çok kolay hazırlanan lezzetli bir salata tarifim var. Afiyet olsun.
Malzemeler:
1 kutu konserve Meksika fasulyesi (kırmızı fasulye)
1 demet dereotu
1 demet maydanoz
1 kutu konserve mısır
istenilen miktarda kornişon turşu
Zeytinyağı
1 Limonun suyu
Tuz
Hazırlanışı:
Konserve Meksika fasulyesi bir süzgece boşaltılıp sudan geçiririlip, süzülmeye bırakılır. Bu sırada dereotu ve maydanoz ince ince kıyılır. Bir kaba konulan kıyılmış yeşilliklerin üzerine süzülmüş fasulye ve mısır eklenir. Küçük küçük kesilen kornişon turşu da kaba eklenir. Bir kapta limonsuyu, zeytinyağı ve tuz iyice karıştırılıp salatanın sosu hazırlanır. Sos salata malzemelerinin üzerine dökülür ve salata iyice karıştırılıp, harmanlanır. Servis tabağına alınan salata hemen servis yapılır.
AFİYET OLSUN

6 Şubat 2012 Pazartesi

Kuru Meyveli Safranlı Pilav

Herkese güzel bir hafta dilerim. Bildiğiniz gibi Ocak ayında Dubai'deydim ve orayla ilgili fotoğraf ve bilgileri sizlerle önümüzdeki günlerde paylaşacağım ama bunlardan önce Dubai'de en fazla karşılaştığım safranlı ve kuru meyveli pilavı bugün hemen sizlerle paylaşmak istedim. Bizim genelde kuş üzümü, badem vb. meyvelerle yapılan çeşitli pilavlarımız var ama Dubai'de yediğimiz pilav bunlardan biraz farklıydı. Osmanlı mutfağında yemeklerde çok fazlaca kullanılan kuru erik, kuru kayısı gibi meyveler Dubai'de hemen hemen tüm pilavlarda mutlaka bulunuyor. Özellikle kuru erik oldukça tatlı tadı ile pilava farklı bir aroma katıyor. Dubai'den döner dönmez oradan aldığım safran ile hemen bu pilavı pişirdim.
Malzemeler (4 kişilik)
2 su bardağı basmati pirinç
3 su bardağı sıcak su (tavuk veya et suyu olması daha iyi olur)
3 tane küçük küçük bölünmüş kuru kayısı
4 tane küçük küçük bölünmüş ve kuru erik
1 tatlı kaşığı toz safran
tuz
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Bir tencereye zeytinyağı konulur ve hafifçe kızdırılır. Küüçük küçük doğranmış kuru kayısı ve kuru erik tencereye konulur hafifçe rengi dönmeye başlayana kadar karıştırılır. Ayıklanmış, yıkanmış ve süzülmüş pirinç tencereye konulur. Pirinç tane tane olana kadar kavrulur. Diğer tarafta toz safranın üzerine bir kahve fincanı su konulur ve karıştırılarak bir süre beklenerek safranın iyice eriyip, renginin çıkması sağlanır. Safran ve tuz tencereye eklenir, karıştırılır sıcak su konulur ve ağzı kapatılarak pişirilir. Piştikten sonra bir süre dinlendirilir, servis tabağına alınır ve sıcak olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN
Dubai notlarım: "En"ler Diyarı Dubai
Ferrari World Abu Dhabi
Dubai'den İzlenimler

İzmir'e Kar Yağdı

Geçen hafta iş nedeni ile İzmir'deydim ve 20 yıl sonra İzmir'e ilk defa kar yağdığına ben de şahit oldum (10 yl deniyor ama İzmir'liler bu kadar şiddetli karın 20 yıl sonra ilk defa yağdığını söylüyor)

Bütün İzmirliler fotoğraf makinalarını alıp sokaklara çıktılar ve bu güzel anları ölümsüzleştirdiler. Bu kar yağışı sırasında en dikkatimi çeken her adım başı bir kardan adam görmemiz oldu. Hiç birini fotoğraflayamadım ama son derece değişik ve sevimli kardan adamları orada gördüm diyebilir. Bu tarihi günden elimde cep telefonu ile çektiğim Atatürk'ün karlı hali ve Kordon'da çektiğim fotoğraflar kaldı.

İzmir kar yağışında da çok güzeldi.

30 Ocak 2012 Pazartesi

Pırasa Dolması

Herkese soğuk ve karlı bir günden merhaba. Kışın şekilden şekile giren sebzelerinin başında sanırım pırasa gelir. Kıymalısı, zeytinyağlısı yapıldığı gibi köftesi, sarması ve dolması da yapılabilir. Zeytinyağlı ya da kıymalı pırasayı hatırım için yiyen kızım bile pırasa dolmasını seve seve yiyor. Hazırlaması biraz zahmetli ama lezzeti buna değiyor. Afiyet olsun.
Malzemeler:
3 adet kalın pırasa
500gr. kıyma
2 adet kuru soğan
yarım su bardağı pirinç
1 yemek kaşığı salça
tuz
karabiber
kuru nane
sumak
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Pırasaların beyaz tarafları parmak büyüklüğünde kesilir. Parmakla ortalarından bastırılarak içleri çıkarılır. Kaynar tuzlu suya atılıp çok az haşlanır. Diğer tarafta kıyma, küçük küçük doğranmış soğan, ayıklanıp, yıkanmış pirinç, tuz, biber, 1yemek kaşığı salça, kuru nane, sumak bir kapta iyice karıştırılıp, yoğurulup dolmanın iç harcı hazırlanır. Hafifçe haşlanmış olan pırasalar bu iç harcı ile doldurulur. Dibine dolma da kullanılmayan pırasaların serildiği tencereye yanyana dizilir.Üzerlerine çok az zeytinyağı gezdirilip, üstlerini örtecek kadar su konulup,bir tabak kapatılıp pişmeye bırakılır. Pişince servis tabağına alınan pırasa dolması yoğurtla beraber servis yapılır.
AFİYET OLSUN

28 Ocak 2012 Cumartesi

Koska Sıcak Helva

Herkese iki haftalık bir aradan sonra merhaba. İş gezisi nedeniyle "En'lerin Ülkesi" Dubai'ye gittim ve pekçok ilginç bilgi ve fotoğrafla döndüm. Önümüzdeki günlerde dünyanın pekçok enlerini(dünyanın en uzun binası, dünyanın en büyük alışveriş merkezi gibi) biraraya toplayan bu ülkeden izlenimlerini sizlerle paylaşacağım. Ama bugün uzun süredir sırada bekleyen ve seyahatte olduğum için yayınlayamadığım gecikmiş bir postum var. Seyahatten bir gün önce kargodan sevimli bir paket aldım. Koska'nın Sıcak Bir Gelişme adı altında gönderdiği bu pakette kışın sofralarının en sevilen tatlarından Sıcak Helva vardı. Özellikle balıktan sonra yenilen sıcak helvayı Koska 10 dakika içinde hazırlanıp, sofraya getirebilecek hale sokmuş. Çok pratik bir kap içindeki helvanın üzerindeki folyosunu açıp önceden ısıtılmış fırında 150C'de 10 dak. tutuyor ve hemen sıcak sıcak servis ediyorsunuz. Hepsi bu kadar kolay ve lezzetli. Koska'nın bu yeni tadını denemenizi öneririm.
AFİYET OLSUN.

12 Ocak 2012 Perşembe

Uğurlu Konakları-Kastamonu

Herkese soğuk bir İstanbul'dan merhaba. Kasım ayında gerçekleştirdiğim Karadeniz turunda son uğradığım şehir Kastamonu'ydu. Kastamonu'ya ilk defa gittim ve daha o günlerdeki soğuğuna inanmadım. Korkunç bir ayaz vardı ve orada görüştüğümüz kişiler bu soğun daha birşey olmadığını , daha kışın orada başlamadığını söylediler. Şimdi İstanbul çok soğuk ve aklıma hep orada ki soğuk geliyor. Kastamonu'da işlerimizi bitirdikten sonra yemek için gittiğimiz Uğurlu Konaklarına hayran kaldım ve bugün size o Konağı tanıtmak istiyorum.Uğurlu Konakları kompleksi, toplam 1,5 dönüm bahçe içinde yer alan 2 adet geleneksel Kastamonu evinden oluşmaktadır. Yol cephesinde bulunan ve Uğurlu Konağı olarak bilinen konağın,1850 ile 1860 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Terzi Mehmetemin Ağa ilk sahibidir. Kendisi ve ailesi ile birlikte bu konakta tahminen 1930’lu yıllara kadar yaşamış, bu yıldan sonra konağı ailenin büyük kızı Hatice Hanım ve eşi Zühtü Bey’e devretmiştir. Hatice Hanım ve eşi Zühtü Bey, dört çocukları ile birlikte bu konakta yaşamlarına devam etmişlerdir. Zühtü Bey’in vefatından sonra (1956) Hatice hanım çocuklarını evlendirip, kızı, damadı, oğlu Sait Bey, gelini Seniha Hanım ve torunları ile birlikte vefatına kadar (1985) konakta yaşamıştır. Hatice Hanım’dan sonra Sait Bey ve eşi, dört çocuklarıyla birlikte 1992 yılına kadar konakta yaşamışlardır. Bu tarihten sonra hemen hemen terk edilen konak, bakımsızlıktan ve dış etkenlerden, oldukça harap duruma düşmüştür. Aile bireyleri 2003 yılında konağı, Kastamonu Kalkınma Vakfı’na ( KKV) satmışlardır. KKV, konağı turizm amaçlı değerlendirmeyi düşünmüş ve Gazi Üniversitesi Restorasyon kürsüsünde turizm amaçlı restorasyon projesi hazırlatmıştır. Ancak daha sonra mülkiyetinde bulunan diğer bazı konaklarla birlikte satmaya karar vermiş ve satılığa çıkarılan konak, 2005 yılında İstanbul’lu turizmci ve sanat tarihçisi Gülsen Kırbaş tarafından satın alınmıştır.


(Konağın eski halini, bakımsız dönemlerini, inşaatın aşamalarını adım adım duvardaki fotoğraflardan takip edebilirsiniz. Ayrıca Konakları Kastamonu'ya ve bizlere kazandıran Gülsen Kırbaş'ın fotoğrafı ve kısa özgeçmişi de duvardaki panoda bulunuyor)

Bundan sonrası uzun sürecek bir onarım ve yeniden işlevlendirme öyküsüdür. Arka parselde bulunan daha yeni tarihli (20. yüzyıl geleneksel Kastamonu evi) ahşap ev de, öndeki Uğurlu Konağı’yla birlikte projelendirilmiş, her iki yapının restorasyonu, 2006 yılı yazında başlamıştır. 2009 yazında biten restorasyon sonucunda, butik otel olarak işlevlendirilen yapılar, titiz bir çalışmayla, özgün yapısına olabildiğince sadık kalmaya özen gösterilerek restore edilmiştir. Restorasyonda, özgün malzeme, ya da ona en yakın malzeme kullanılmış, yerel ustalar, yerel tekniklerle çalışmıştır. Tescilli tarihi eser olan Uğurlu Konağı, özgün yapıya uygun olarak hazırlanan restorasyon projesine sadık kalınarak onarılmış, özgün mekan düzeni, odalar, sofalar ve tüm mimari detaylar titizlikle korunmuştur. Yeni verilen otel işlevine uyarlamak amacıyla, sadece odalara sıhhi mekanlar eklenmiş, ya da mevcut hela ve hamamlar, gusulhane ve yüklük dolapları bu işleve uyarlanmıştır. Uygulamadaki bir ahşap işçiliği, Kastamonu’da bu konuda örnek oluşturacak kalite ve titizliktedir.




(Konağın restorant bölümünde detaylar, eşyalar ve eşyaların sergilenmesi son derece zevkli ve güzel yapılmış.)

Turizm sektörüne, 25 yıl önce İngilizce ve Almanca rehber olarak başlayan Gülsen Kırbaş, Türkiye’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini dünyaya tanıtmak için Novitas Turizm ve Seyahat Acentası’nı kurmuş. 2002 yılında TÜRSAB tarafından Kastamonu’ya yapılan info gezisine katılan Gülsen Kırbaş, Kastamonu’daki tarihi konaklara hayran kalarak, bu konakları alarak otel işletmeciliğine başlama kararı almış. Gülsen Kırbaş tarafından alınıp, tekrar hayat kazandırılan konakların tefrişinde de, geleneksel Kastamonu evinin dekorasyonu örnek alınmış, bu tarz, modern konaklama gereksinimleriyle uyum içinde yorumlanmıştır. Geniş sofalar, geleneksel Kastamonu evi sedirleriyle döşenmiş, doğal malzemeden yapılma tekstil ve el halıları kullanılmış, konakların tüm mekanları, Kastamonu’dan ve yakın çevresinden devşirilmiş özgün dekoratif malzemelerle süslenmiş ve dekore edilmiştir.

(Sıcacık bir ortama sahip olan ve çok güzel Türk musikisinin eserlerinin çalındığı restorantta 1963 yılına ait bir gazete insanı alıp, o yıla ve olaylarına götürüyor.Henüz dünyada olmadığımız bir yıla ait bu gazetedeki haberler bizi uzun süre meşgul etti.) Bitişik üç parselin birleştirilmesiyle oluşan geniş ve ferah bahçe mekanları, yaşı 50-60 yılı aşkın meyve ağaçlarının korunması ve çim ve çiçeklerle bezenmesinin ardından, misafirlerin huzur bulacağı, özellikle bahar ve yaz aylarında eşsiz bir keyif ortamı oluşturan bir cennet bahçesine dönüşmüştür. Mevsimine göre, bahçedeki ağaçlardan beyaz dut, kara dut, erik, vişne, armut ve ceviz yemek mümkündür. (Bilgilerin bir kısmı internetten alınmıştır)



Çok soğuk bir havada gittiğimiz konakta ilk ikram tazecik pideler eşliğinde sunulan sıcacık bir Tarhana çorbası oldu.


Ardından Kastamonu'nun kendine has Etli Ekmeği geldi. Etli Ekmek oldukça büyük ve harikaydı


Yanında yoğurduyla birlikte sunulan etli yaprak sarması sofraya gelir gelmez bitiverdi.


Ve işte beklenen an sonunda meşhur Kastamonu Tirit'i sofrada. Herşeyi ile mükemmel olan ve İstanbul'da yediklerimle hiç ilgisi olmayanTirit'e bayıldım. Bir kez daha herşeyi kendi yerinde yöresinde yemenin en doğrusu olduğunu anladım.

Bu güzel yemeği revani tatlısı ve çok şık sunumla gelen Türk kahvesi ile sonlandırdık.



Konağın tarihi özelliği, dekorasyonu, işletenlerin misafirperverliği ve yemeklerinin lezzetiyle Kastamonu'ya yolunuz düşerse uğramadan geçmeyin diyeceğim bir yer Uğurlu Konakları. Mutlaka uğrayın ve bu güzel yemeklerden tadın, tarihi atmosferi koklayın.
Uğurlu Konakları
Hisarardı mah. Şeyh Şaban-ı Veli cad. No: 47-51
Kastamonu
Telefon : (366) 212 82 02-04
Faks : (366) 212 18 33
E-Mail : info@kastamonukonaklari.com

9 Ocak 2012 Pazartesi

Ezogelin Çorbası

Herkese güzel bir hafta dilerim. Soğuk geçeceği söylenen haftaya sıcacık bir çorbayla başlamak sanırım en iyisi olacak. Anadolumuzun pek çok yemeğinin olduğu gibi Ezogelin Çorbasının da dilden dile dolaşan bir hikayesi var. Tarif öncesi çorbanın bu acıklı hikayesini sizinle paylaşmak istiyorum. Asıl adı Zöhre Bozgeyik olan “Ezo Gelin”, 1909 yılında Gaziantep’in Oğuzeli İlçesi’ne bağlı Dokuzyol (Uruş) Köyü’nde doğdu. Büyüdükçe güzelliği dillere destan olan ve çevre ilçelerden herkesin görebilmek için Dokuzyol Köyü’ne geldiği Ezo Gelin, 20 yaşına geldiğinde, aynı köyden Hanefi Açıkgöz ile “berdel” usulüyle evlendirildi. Hanefi Açıkgöz, Ezo Gelin’e karşılık, halası Hazik’i, Ezo’nun ağabeyi Zeynel Bozgeyik’e verdi. Ezo Gelin bu evliliğe, ancak onyedi ay dayandı ve sonunda baba evine döner. Daha sonra ise niceleri Ezo Gelin ile evlenmek için talip olur. Bu kez de Suriye’de bulunan teyzesinin oğlu Abuzer Memey gelir ve Ezo Gelin’i yine “berdel” kurallarına göre ister. Ezo Gelin ekonomik nedenlerle evlenmek zorunda kalır.
İkinci evliliğini de böyle zoraki bir şekilde yapan Ezo Gelin’in 6 kız çocuğu olur. Bu çocuklardan sadece Celile isimli kızı yaşar. Memleketinden uzak bir şekilde vatan hasretiyle Suriye’de yaşamını sürdüren Ezo Gelin, verem hastalığına yakalandı. Hastalığı sırasında eşine, “Benim mezarımı memleketime götürün. Götüremezseniz de beni Bozhöyük’ün Türkiye’yi gören kısmına gömün” der. Ezo Gelin mezar taşındaki yazıya göre 1952 yılında, Oğuzeli Nüfus Müdürlüğü’ndeki kayıtlara göre ise 1956 yılında öldü. Ezo Gelin Suriye’de, Türkiye sınırına yarım saat uzaklıktaki Carablus İlçesi Bozhöyük Köyü’ndeki bir höyüğe gömülür. Mezar taşında ise “Emir Kızı Ezo Gelin. Doğumu Türkiye’nin Gaziantep ilinin Oğuzeli İlçesi’nin Dokuzyol (Uruş) Köyü 1909. Ölümü 1952. Uzun zamandır çektiği verem hastalığından ve gurbetlik acısından öldü” yazmaktadır. Ezo Gelin’in mezarı, 43 yıl sonra kardeşi Kenan Bozgeyik’in dönemin Oğuzeli Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız’a başvurması ve Suriyeli yetkililerle yapılan görüşmeler sonucunda, 23 Eylül 1999 tarihinde Gaziantep’e getirilmiş ve Dokuzyol Köyü’nde düzenlenen törenle defnedilmiştir. (Kaynak. İnternet)
Gelelim tarife.
Malzemeler: (5 kişilik)
1.5 çay bardağı kırmızı mercimek
yarım çay bardağı pirinç
kahve fincanı ince bulgur
1 tane kuru soğan
2 çorba kaşığı domates salçası
7 su bardağı su
kuru nane
tuz
karabiber
zeytinyağı
Yapılışı:
Zeytinyağı tencerede ısıtılır ve içine küçük küçük doğranmış soğan konur. Soğan kavrulur, salça ilave edilir. Salça kavrulduktan sonra su konulur(Tavuk ya da et suyu olursa daha iyi olur) Yıkanmış ve süzülmüş mercimek ve pirinç eklenir. Bulgur da konulur karıştırılır. Tuz, kuru nane ve karabiber serpilip, pişmeye bırakılır. Çorba pişince istenirse üzerine kuru nane serpilip ya da kızdırılmış tereyağı ve kırmızı biber dökülüp sıcak sıcak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

4 Ocak 2012 Çarşamba

Hellim Peynirli Salata

Herkese yeni yılın ilk postu ile merhaba. Kıbrıs'ın meşhur Hellim peyniri girdiği her yemeğe, her salataya kendi farklı lezzetini katan nefis bir peynir. Kızartılarak yenildiğinde bambaşka bir tada bürünen bu peyniri kahvaltılarda kullandığım gibi salatalarda da bol bol kullanıyorum. Tuzlu olduğu için salatada kullanmadan önce yarım saat suda tutuyor ve salatanın tuzunu normalden az koyuyorum.
Malzemeler:
1 paket Hellim peyniri
1 adet kıvırcık salata
1 bağ akdeniz yeşilliği
5, 6 adet kurutulmuş domates
1 diş sarımsak
1 limonun suyu
zeytinyağı
tuz
Hazırlanışı
Yeşillikler yıkanıp, süzülür ve doğranırlar. Kurutulmuş domatesler kaynar suda 1, 2 dak. tutulur ve çıkarılır. Domatesler ince şerit şeklinde kesilir, yeşilliklere katılır. Tuzu alınmış hellim peyniri kalınca dilimlenir (küp şeklinde ya da ince şeritler halinde de kesebilirsiniz) dilimlenmiş peynirlerin ızgarada iki tarafı da kızartılır. Bir kapta limonun suyu, zeytinyağı, tuz ve dövülmüş sarımsak karıştırılır ve salatanın sosu hazırlanır. Kızaran peynirler sıcakken hemen salataya eklenir, sos tüm salataya dökülür, karıştırılır ve servis edilir.
AFİYET OLSUN
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...