31 Ekim 2011 Pazartesi

Cevizli Tagliatelle

Adana’dan herkese güzel bir hafta diliyorum. Kabus gibi üzüntülerin üst üste geldiği günlerden sonra umarım iyi bir haftaya başlıyoruzdur. Tüm milletimize Allah böyle acıları inşallah bir daha yaşatmaz. Cumhuriyetimizin 88 yılı ve Cumhuriyet Bayramımız da hepimize kutlu olsun. Saatlerin geri alınmasıyla iyice kendini hissettiren kış günlerine yakışan ve yedikçe insana enerji veren ve özellikle ceviz sevenler için bir tarifim var bugün. Afiyet olsun
Malzemeler: (4 kişilik)
1 paket tagliatelle(kalın erişte)
1 su bardağı ayıklanmış ceviz içi
1 tutam kıyılmış maydanoz
30 gr.rendelenmiş parmesan peyniri
100 ml. krema
Zeytinyağı
1 diş dövülmüş sarımsak
Hazırlanışı:
Cevizler teflon bir tavada yüksek ateşte 2 dak.kadar rengi kahverengileşinceye kadar hafifçe kavrulur. Kavrulunca altı kapatılır ve soğumaya bırakılır. Soğuyunca kıyılmış maydanozla birlikte mutfak robotunda iyice karıştırılıp, öğütülür. Zeytinyağı, dövülmüş sarımsak, parmesan peyniri, krema, tuz eklenir ve hepsi robotta karıştırılır. Diğer tarafta makarna tuzlu suda haşlanır, süzülür, cevizli sosun içine dökülür ve iyice karıştırılır. Servis tabağına alınarak sıcak sıcak serrvis yapılır.
AFİYET OLSUN.

18 Ekim 2011 Salı

Çökertme Kebabı

Soğuk bir günden merhaba. Bugün menümüzde Çökertme Kebabı var. Afiyet olsun.
Malzemeler:(4 kişilik)
1 kg.patates
yarım kilo biftek
1 adet kuru soğan
3 adet domates
1 su bardağı salça
tuz
karabiber
zeytinyağı
sarımsaklı yoğurt
Hazırlanışı:
Patateslerin kabukları soyulur ve kibrit çöpü kalınlığında doğranır. Tuzlu suda 30 dak. bekletilir. Suyu dökülür, kurulanır ve kızgın yağda kızartılır. Kağıt havlu üzerine alınır. Soğan küçük küçük doğranır ve zeytinyağında kavrulur. Şerit halinde kesilen etler soğana eklenir ve kısık ateşte ağzı kapalı olarak etler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Tuz, karabiber, kimyon, kekik serpilir. Diğer tarafta domatesler rendelenir ve zeytinyağında kavrulur. Salça domatese eklenir ve kısık ateşte 10 dak. pişirilir. Tuz ve karabiber eklenir ve karıştırılır. Servis tabağına önce patates konulur. Üzerine sarımsaklı yoğurt onun üzerine etler ve en üste domates sosu konulur. Sıcak olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

17 Ekim 2011 Pazartesi

Kahve Dünyası “Darüşşafaka Bardağı” projesine emek veren Darüşşafakalı öğrencilere teşekkür sertifikası verdi

HAYALLERİNİ KAHVE BARDAKLARINA ÇİZDİLER
KAHVE DÜNYASI’NDAN ÖDÜL ALDILAR
Kahve Dünyası, “Darüşşafaka Bardağı” sosyal sorumluluk projesine çizgileriyle hayat veren Darüşşafakalı öğrencilerle Kahve Dünyası İstinye mağazasında bir araya geldi. Kahve Dünyası müşterileri tarafından büyük ilgi gören proje için emek veren minik tasarımcılara birer teşekkür sertifikası verildi.Kahve Dünyası’nın Darüşşafakalı öğrencilerle yaptığı “Darüşşafaka Bardağı” sosyal sorumluluk projesinin ulaştığı başarıyı kutlamak için, 8 Ekim’de Kahve Dünyası İstinye mağazasında bir sertifika töreni düzenlendi. Tören için Darüşşafakalı öğrencilerle birlikte, Darüşşafaka okulları öğretmenleri ve Kahve Dünyası yetkilileri bir araya geldi.
Birlikte yapılan kahvaltının ardından Darüşşafakalı öğrencilere sertifikalarını sunan Marka ve Kurumsal İletişim Yöneticisi Eda Terçin, Kahve Dünyası olarak böyle bir proje gerçekleştirmiş olmaktan gurur duyduklarını, Darüşşafaka öğrencilerinin emekleriyle üretilen bardakların, mağazaları ve kahveseverler için ayrı bir renk olduğunu söyledi. Hayal gücü ve yeteneklerini yansıttıkları projenin gördüğü ilgiden dolayı çok mutlu olan minik tasarımcılar, hayatlarının ilk ödülünün almanın heyecanını yaşadılar. “Darüşşafaka Bardakları”nı renklendiren küçük tasarımcıların kimisi iç mimar, kimisi endüstriyel tasarımcı veya grafiker olmak istiyor. Aralarında, Picasso’dan etkilenen de, çizim yaparken Iron Maiden, Linkin Park gibi metal gruplarının müziklerinden ilham alanlar da var.
“Darüşşafaka Bardağı” projesi Kahve Dünyası’nın Darüşşafaka öğrencilerle el ele vermesiyle gerçekleşti. Öğrenciler, endüstriyel tasarımcı Yeşim Bakırküre ile birlikte workshop çalışmalarına katılarak birbirinden özgün ve yaratıcı tasarımlar hazırladılar. “Darüşşafaka Bardakları” yaklaşık bir yıldır Kahve Dünyası mağazalarında duyarlı kahveseverlerin ilgisine sunuluyor. Şimdiye kadar 6 binden fazla “Darüşşafaka Bardağı” satıldı. 15 TL fiyatla satılan bardaklardan elde edilen gelir Darüşşafakalı öğrencilerin eğitime bağışlanıyor.


Geleneksel Türk Mutfağı Lezzetler Festivali

Anadolu Mutfağı Sınırları Kaldırıyor!
8000 Yıllık Lezzet Hazinesi Berlin’e Gidiyor!..
1. GELENEKSEL TÜRK MUTFAĞI LEZZETLER FESTİVALİ
BERLİN’DE DÜZENLENİYOR! 3-7 KASIM 2011, KU’DAMM MEYDANI
8000 yılın lezzet hazinesi sofralara geri dönüyor. Anadolu, Kafkasya, Ortadoğu, Balkanlar ve Akdeniz coğrafyası 8000 yılda sayısız kavime kucak açtı. Onları yaşattı, besledi, kültürlerine beşik oldu. Gelip göçen, yerleşen, varlığını sürdüren ya da tarihin sayfaları arasına karışan kavimlerin mutfak kültürleri bu toprakların potasında birbirine karıştı, eridi, dönüştü... Renkler, kokular ve tatlar etkileşime girdi, kaynaştı, iç içe geçti. Bu sonsuz lezzet hazinesi şimdi Berlin'de...



“Anadolu’nun 8000 yıllık mutfak kültürünü tanıtmak, yıllar içinde unutulmuş ya da unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerini dünya yemek literatürüne kazandırmak” misyonuyla Anadolu Halk Mutfağı Derneği ve Berlin Kültür Müşavirliği tarafından projelendirilen Geleneksel Türk Mutfağı Lezzetler Festivali’nin ilki, 3-7 Kasım 2011 tarihleri arasında Almanya’nın kültür başkenti Berlin’de düzenlenecek.




Anadolu’nun lezzet haritasını 30 yıldan bu yana araştıran, lezzet ustası Adnan Şahin’in başkanlığındaki Anadolu Halk Mutfağı Derneği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile gerçekleştirdiği işbirliği sayesinde sürdürülebilir bir proje olarak; Avrupa’nın çeşitli kentlerinde de Anadolu halk mutfağını tanıtmayı hedefliyor. Anadolu Halk Mutfağı Derneği ve Berlin Kültür Müşavirliğince tasarlanan festivale ayrıca T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu, T.C. Dışişleri Bakanlığı da destek veriyor.




Berlin’in en işlek meydanlarından biri olan Ku’damm Meydanı’nda 2.000 metrekarelik alanda beş gün sürecek olan 1. Geleneksel Türk Mutfağı Lezzetler Festivali; ülkemize her yıl yaklaşık 4,5 milyon ziyaretçi gönderen Almanların; yerel Anadolu yemeklerini tatmalarını sağlayarak Anadolu mutfak kültürümüzün bilinirliğini artırmayı ve Türkiye’de gurme turizminin gelişmesine katkıda bulunmayı hedefliyor. Festival kapsamında Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden yola çıkarak kurulacak 7 stant yer alıyor. Her birinde farklı tatların sunulduğu stantlarda; Anadolu halk mutfağının önde gelen çorbaları, salataları, mezeleri, sıcak başlangıçları, ana yemekleri, pilav ve tatlıları Berlinliler ile buluşacak... Festival Anadolu lezzetlerini 3-7 Kasım tarihleri arasında hergün saat 11.00 ile 21:30 arasında Ku’damm Meydanı’nda buluşturacak.2011 yılında “Sofrasında Anadolu” temasıyla düzenlenen 1. Geleneksel Türk Mutfağı Lezzetler Festivali kapsamında yer alan; geleneksel mutfak şovları, macuncudan şerbetçiye sokak satıcıları, el zanaatlarının ilginç örnekleri, geçmişten bugüne “Anadolu Mutfak Avadanlık” Sergisi gibi etkinlikler, lezzetin yanı sıra kültürel değerlerimizle de Anadolu’yu Berlin’de sınırlar ötesine taşıyacak…
Sürdürülebilir bir proje olarak tasarlanan ve gelecek yıllarda diğer Avrupa kentlerinde de gerçekleştirilmesi planlanan proje; Avrupa lansmanında “1.Turkey Food- Experience 2011- Anatolia a la carte” ismi ile Berlinliler ile buluşacak... Alman şeflerin, gastronomi uzmanlarının, medyasının, lezzetsever Berlinlilerin, Almanya’da yaşayan Türklerin ve o dönem Berlin’de olacak turistlerin ziyaret etmesi beklenen Festivalin; Kültür ve Turizm Bakanlığı Berlin Kültür Müşavirliği’nce tanıtım ve reklam kampanyasıyla da desteklenerek en fazla kişiye ulaşması sağlanacak. Ülke tanıtımında kültürel değerleri ve ögeleri de ön plana çıkaran etkinliklere destek vererek pazarlama faaliyetlerinin içersine alan Kültür ve Turizm Bakanlığı bu tarz etkinliklerle deniz-güneş-kum gibi doğal harikalarının yanında kültürel zenginliğini de gözler önüne seriyor. Festivalin Almanya’daki lansmanı için ise Berlin Kültür Müşavirliğince 17 Ekim 2011 günü Berlin’de Anadolu Halk Mutfağı Derneği Başkanı Adnan Şahin’in sunumu ile Festival lezzetlerini Alman gurmet medyası ile ilk kez bir araya getirecek “tadımlı” bir basın toplantısı düzenlenecek.

14 Ekim 2011 Cuma

Konya -Etli Ekmek

Herkese güzel ve hayırlı bir Cuma günü dilerim. Pazartesi Antalya'da başlayan ve dün Ankara'da sonlanan iş gezimin ara duraklarından biri Konya idi. Konya'ya gideceğim belli olduğundan beri tek hayalim bamya çorbası içmek ve etli ekmek yemekti. Bamya çorbasını Konya'lı bir aşcıdan aldığım tarif ile evde de bol bol yapmaktayım ama etli ekmeği sadece Konya'ya gidince yemekteyim. Bu sefer ki Konya ziyaretimde etli ekmek yemek için Meram'daki Cemo'ya gittik. Menümüzde ilk olarak Bamya çorbası vardı.


(Fotoğraf cemoetliekmek.com'dan alınmıştır.)


Ardından etliekmek, bıçakarası ve Konya böreği yenilip son olarak Konya'nın meşhur saç arası tatlısı tadıldı.

Etli ekmek:180 gr. Hamur, 100 gr. et, 100 gr. Sebzeden oluşur. Et,düve etinin kaburga ve boşluk kısmından kullanılır. Domates,yeşil biber,soğan,maydonoz,tuzdan oluşan sebze karışımı ile et yoğrulur. Boy azami 90 cm,enin 20 cm olması Konya etliekmeğinin özelliğidir.
Bıçakarası:180 gr. Hamur,100 gr et, 100 gr. Sebzeden oluşur. En önemli özelliği düve etinin bifteklik kısmından,iki bıçak arası tabir edilen minik et parçalarının domates , yeşil biber ve tuz ile yoğurularak kullanılmasıdır.
Konya Böreği 60 gr. Kıyılmış et ve 60 gr. Peynir karışımı,180 gr. hamurla börek şekli verilip fırınladıktan sonra,üzerine tereyağı sürülür.


(Fotoğraf cemoetliekmek.com'dan alınmıştır.)
Saçarası:Dinlendirilerek beze haline getirilen hamur, yufka şeklinde açılır. İçine kaymak, zeytinyağı ve şam fıstığı yayılır. Kıvrım şeklinde fırınlanıp, özel şerbeti ile tatlandırılır. Porsiyonu 180 gr olarak servis yapılır.
Yolunuz Konya'ya düşerse ve inanılmaz incelikte pide ile yapılan etliekmek ve bıçakarası yemek isterseniz Meram'daki Cemo'ya uğrayın derim.



Cemo: Meram Yeni Yol Cad. Meram Devlet Hastanesi Karşısı.Piyale sok. N.1 Konya







AFİYET OLSUN

10 Ekim 2011 Pazartesi

Fırında Beşamel Soslu Tavuk

Soğuk ve yağışlı bir hafta başlangıcından merhabalar. Güzel günleri bırakıp sevimsiz soğuk havalara geldik Artık bizlere daha fazla enerji veren, sıcak günlerde ağır gelen ama bu havalarda severek yenilebilen yemeklere özlem duyuyoruz. Haftaya soğuklar için bizlere enerji veren bir fırın yemeği ile başlamak istedim. Perşembe gününe kadar iş gezisi nedeniyle İstanbul dışında olacağım için tarifimi yazıp, kaçıyorum. Cuma gününe kadar hoşcakalın.
Malzemeler:(4 kişilik)
1 adet tavuk göğüs eti
2 adet haşlanmış patates
1 çay bardağı haşlanmış bezelye
1 adet haşlanmış havuç
40 gr. Tereyağı
1,5 yemek kaşığı un
1,5 su bardağı süt
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
Tuz
Karabiber
Hazırlanışı:
Tavuk göğsü haşlanır. Soğuyunca didiklenir. Derin bir kaba didiklenmiş tavuk etleri, haşlanmış bezelye, küçük küçük doğranmış patates, havuç , tuz ve karabiber konulur ve hepsi iyice karıştırılır. Fırına konulacak kap yağlanır ve karışım kaba konulur. Diğer tarafta tereyağı sos kabında eritilir. Üzerine un eklenir ve kavrulur. Ilık süt ilave edilir ve muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirilir. Tuz ve karabiber eklenir karıştırılıp ocaktan alınır. Kaptaki karışımın üzerine dökülür. Son olarak rendelenmiş kaşar peyniri karışımın üzerine serpilir. Önceden ısıtılmış 200 C’de ki fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirilir. Sıcak olarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

7 Ekim 2011 Cuma

Vişneli Kek

Herkese hayırlı ve güzel bir Cuma günü dilerim. Bugün yazdan kalma bir hava var güneş insanı hem ısıtıyor hem de mutluluk veriyor. Bu güzel günde ben de yenince insanı mutlu eden bir kek tarifi vermek istiyorum. Her ne kadar bu tarife kek dense de üst kısmının yapılışı ve tadı itibariyle crumble 'ı çok andırıyor bu nedenle yalancı crumble 'da denebilir. Vişne bitmeden bu güzel tatlıyı denemenizi öneririm. Afiyet olsun.(Tarif Lezzet dergisinin Şımartan Tatlar ekinden alınmıştır)
Malzemeler: 8 kişilik
Üzeri için:
90 gr.tereyağı
1,5 su bardağı un
1 tutam tuz
1 su bardağı toz şeker
Kek için:
1 su bardağı un
yarım çay kaşığı kabartma tozu
1 tutam tuz
120 gr.tereyağı
1 su bardağı pudra şekeri
4 yumurta
400 gr. çekirdekleri çıkarılmış vişne
1 tatlı kaşığı vanilya
Hazırlanışı:
Tereyağı küçük küpler halinde kesilir. Un, şeker, tuz ve soğuk tereyağı küpleri bir kaba konur ve iyice karıştırılır. Ufak hamur parçaları haline gelince üzeri kapatılıp buzdolabına konulur ve yarım saat bekletilir. Kek için un, kabartma tozu ve tuz bir kapta karıştırılır. Tereyağı ve pudra şekeri başka bir kapta çırpılır. Yumurtalar teker teker bu karışıma eklenir ve çırpmaya devam edilir.Vanilya eklendikten sonra mikserin hızı düşürülüp un ilave edilir. Hamur yağlanmış bir kaba aktarılır. Çekirdekleri çıkarılan vişneler hamurun üzerine dizilir. Buzdolabından çıkarılan diğer hamur vişnelerin üzerine serpilir. Önceden ısıtılmış 180 'C fırında 40-45 dak. (üzeri kızarana kadar) pişirilir. Fırından çıkarılınca 1 saat bekletilip, çay ya da kahve ile beraber servis yapılır.
AFİYET OLSUN

6 Ekim 2011 Perşembe

Tabule

Lübnan mutfağına ait Tabule bizim de mutfağımızda kendine haklı bir yer edinmiştir. Uzun süredir Tabule yapmak istiyordum ama fırsat bulamıyordum. Kühne’nin yeni siyah havuçlu nar ekşili sosunu denemek istediğimde aklıma hemen Tabule geldi acaba bu sos ile salata nasıl olur dedim ve hemen denedim sonuç mükemmel. Sos salataya daha da güzel bir tat ve çok hoş bir renk verdi .
Malzemeler:
1 su bardağı köftelik ince bulgur
2 adet domates
Yarım demet taze nane
Yarım demet maydanoz
3 sap taze soğan
1 adet limonun suyu
Tuz
Zeytinyağı
1 yemek kaşığı Kühne siyah havuçlu nar ekşili sosu


Hazırlanışı: Bulgur bir kaba alınır ve üstünü geçecek kadar kaynar su konur üstü kapatılıp, suyu çekmesi beklenir. Taze nane, maydanoz ve taze soğanlar ince ince doğranır. Domatesler küçük küçük doğranır. Kıyılan tüm yeşillikler ve domates bulgurun içine katılır. Zeytinyağı, limonsuyu, tuz ve siyah havuçlu nar ekşili sos da konulur ve hepsi karıştırılır. İyice karıştırılan Tabule servis tabağına alınarak servis yapılır.
AFİYET OLSUN

3 Ekim 2011 Pazartesi

Tavuk Şnitzel

Herkese güzel bir hafta dilerim. Bugün bizim evin favori lezzetlerinden biri var tarif olarak. Kızartma olduğu için yapmamaya çalıştığım ama çok sevilen tatlardan biri olan tavuk şnitzel evde ne yazık ki en fazla yaptığım kızartmaların başında geliyor. Yanında özellikle mısırla beraber servis ettiğim tavuk bizim evin zararlı sevilenlerinden ama arada sırada kaçamak yapmazsak olmaz değil mi? Afiyet olsun.
Malzemeler:(4 kişilik)
4 adet tavuk gögsü
4 çay bardağı süt
4 çay bardağı soda
tuz
karabiber
yeter miktarda un
yeter miktarda galeta unu
2 adet yumurta
Hazırlanışı:
Tavuk gögüsleri fileto olarak kesilir. Bir kapta süt, soda, tuz ve karabiber karıştırılıp, tavuklar içine konulur ve 1 saat bekletilir. Buradan çıkarılan tavuklar süzülür ve önce una, ardından çırpılmış yumurtaya ve en son olarak da galeta ununa bulanıp kızdırılmış yağda kızartılır. Servis tabağına alınan tavuklar haşlanmış sıcak mısır ile servis edilir.
AFİYET OLSUN

30 Eylül 2011 Cuma

Hindistan Cevizli Kurabiye

Herkese güzel ve hayırlı bir Cuma günü dilerim. Havalar soğuyunca ben de Cuma günleri yayınladığım tatlı, kek, kurabiye tariflerine ufak ufak geri dönüyorum. Bugün ki kurabiyem oldukça tatlı bir kurabiye. Haftasonu kahvaltıda, çay saatinde çayla, kahveyle nefis gider. Afiyet olsun.
Malzemeler: (20 adet) (Tarifi Beyaz Fırın'ın Kurabiyeler kitabından alıp, minik bir ekleme yaptım)
1 paket tereyağı
110 gr toz şeker
1 adet yumurta
2 yemek kaşığı bal
2 yemek kaşığı hindistan cevizi
225 gr. un
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 paket vanilya
üzeri için:
1 su bardağı hindistan cevizi
Hazırlanışı:
Fırın 160C'ye ayarlanıp, ısıtılır. Fırın tepsisi hafif yağlanıp, un serpilir. Tereyağı ve toz şeker bir kapta karıştırılır. Yumurta ilave edilip, karıştırılır. Bal, hindistan cevizi, un, vanilya ve kabartma tozu ilave edilir, karıştırılıp yoğurulur. Yoğurulan hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılır ve yuvarlanır. Hindistan cevizine batırılıp, tepsiye dizilir. Tüm kurabiyeler dizildikten sonra fırına konulur ve 15 dak. pişirilir. Fırından çıkınca tepside soğumaya bırakılır. Soğuyunca çay ya da kahve ile(çocuklara sütle) ikram edilir.
AFİYET OLSUN

28 Eylül 2011 Çarşamba

Mısırlı Bezelyeli Pilav

Herkese günaydın. Bugün özellikle çocukların severek yediği bir pilavım var. Et ve tavuk yemeklerinin yanına çok yakışan bu pilav görüntü olarak da sofraya renk katıyor. Afiyet olsun.
Malzemeler: (4 kişilik)
2 su bardağı pirinç
3 su bardağı sıcak su(tavuk veya et suyu olması daha iyi olur)
1 su bardağı haşlanmış bezelye
yarım su bardağı mısır
tuz
karabiber
zeytinyağı
Hazırlanışı:
Bir tencereye zeytinyağı konulur ve hafifçe kızdırılır. Önceden haşlanmış ve süzülmüş bezelyeler tencereye konulur ve 1 dakika çevrilerek karıştırılır. Üzerine mısırlar eklenir ve birlikte mısırlar zedelenmeden bir iki karıştırılır. Ayıklanmış, yıkanmış ve süzülmüş pirinç tencereye konulur. Pirinç tane tane olana kadar kavrulur. Tuz, karabiber eklenir, sıcak su konulur ve ağzı kapatılarak pişirilir. Piştikten sonra bir süre dinlendirilir, servis tabağına alınır ve servis yapılır.
AFİYET OLSUN

26 Eylül 2011 Pazartesi

Garnitürlü Biftek

Öncelikle dün doğum günümü kutlayan herkese bir kez daha teşekkür ederim. Eylül'ün son haftası herkese güzellikler getirsin. Haftaya bir et yemeği başlayalım ne dersiniz ? Son derece kolay hazırlanan ve ani gelen misafirlere bile gönül rahatlığı ile sunulabilen bu yemek bizde sıkışık zamanların alternatiflerindendir. Afiyet olsun.
Malzemeler: ( 4 kişilik)
8 adet biftek
1 adet kuru soğan
2 adet havuç
2 adet patates
yarım su bardağı bezelye
2 adet domates
1 yemek kaşığı salça
zeytinyağı
tuz
karabiber
Hazırlanışı:
Biftekler bir tencereye alınır. Salça bir kapta su ile sulandırılıp, bifteklerin üzerine dökülür. Tuz, karabiber serpilir ve bifteklerin üzerini geçecek kadar su konulup, pişirilir. Diğer tarafta zeytinyağı ısıtılır ve küçük küçük doğranmış soğan yağda kavrulur.Doğranmış domates eklenip, bir iki çevrilir. Küçük küçük doğranmış havuç, küçük küçük doğranmış patates ve önceden haşlanmış bezelye tencereye ilave edilir. Tuz ve karabiber serpilip, su konulup pişmeye bırakılır. Suyunu çekene kadar pişirilir. Diğer tarafta biftekler pişince üzerine zeytinyağı gezdirilir ve altı kapatılır. Bir süre tencerede bırakılır. Servis tabağına alınan bifteklerin yanına pişen garnitür sebzeler konulur ve birlikte servis yapılır. Yanında sade pilav ve cacık ile güzel bir menü olur.
AFİYET OLSUN.

21 Eylül 2011 Çarşamba

Amsterdam-Hollanda

Köln’den tatilin 2. durağı olan Amsterdam’ a gitmek üzere sabah otelimizden çıkıp Köln ana tren garına gittik ve son derece modern olan hızlı trene bindik(biletleri önceden internetten kolaylıkla alabilirsiniz biz öyle yaptık ve hiç sorun çıkmadı.) Toplam 4 saatlik çok keyifli bir yolculuk ile değirmenlerin ve lalelerin şehrine geldik. Hava Almanya’ya göre daha sıcak olmakla beraber yine de soğuktu ve yağmur vardı. Amsterdam Hollanda'nın başkentidir. Ama hükümeti barındırmaz, yani idari başkent değildir. İdari başkent Lahey'dir. Şehri bölen kanallar sebebiyle şehre "Kuzeyin Venedik'i" tanımlaması oldukça uygundur. 12. yüzyılda Amstel ırmağının kıyısında bir balıkçı köyü olarak kurulan Amsterdam, bugün Hollanda'nın kişi sayısı bakımından en büyük, kültürel ve parasal yönden de en önemli kentidir. Kentte 2005 sayımına göre 742.209 kişi yaşasa da, bu sayı çevresiyle birlikte 1,5 milyonu bulur. Amsterdam, çoğunlukla 17. yüzyıldan kalma yapılarıyla, Avrupa'daki en köklü kent dokularından birini barındırır. Kentin eski bölümü iç içe geçmiş ay biçimindeki kanallardan oluşur. Bu kanalların iki yakasındaki tarihî evlerin bir bölümü bugün ev, geri kalanı ise, kamu ya da özel işyeri olarak kullanılır.Kanallar zamanında ülkeyi korumak için yapılmıştır. Kanalların üzerinde de yüzen evler (karavan ve bot şeklinde) bulunur. (kaynak. Vikipedi)Yağmur yağdığı için araçla kısa bir şehir turu yaptık ve meşhur yel değirmenlerini fotoğrafladık. Şehir tam bir bisiklet cenneti her yaştan insan bisiklet ile ulaşımının sağlıyor.İstenirse diğer araçlar da ulaşım için kullanılabilir ama yürüyerek pek çok yere rahatlıkla gidilebilir. Ana hatlarıyla şehir 2 günde rahatlıkla gezilip, bitirilebilir. Yağmur yağdığı için ilk günümüzü Amsterdam’ın müzelerine ayırdık.



İlk müzemiz Van Gogh Müzesi: Hollandalı ünlü ressam Van Gogh’un eserlerinin yer aldığı bu müzenin girişinde oldukça uzun bir kuyruk vardı . 200'den fazla Van Gogh eserini görebileceğiniz bu müzede Van Gogh hakkında detaylı bilgi edinme fırsatınız da var. Eserler, kronolojik olarak beş ayrı döneme ayrılmıştır: Netherlands, Paris, Arles, Saint-Remy ve Auvers-Sur-Oise. Eserler gerçekten çok etkileyiciydi.


İkinci müzemiz Rijks Museum : Van Gogh müzesinden çıkınca tabelaları takip ederek 5 dak.lık yürüyüş ile Rijks Müzesine ulaştık. Hollanda’nın en büyük müzesi olan bu müze ülkenin en geniş koleksiyonlarını bünyesinde barındırır. Her yıl bir milyondan fazla kişi müzeyi ziyaret etmektedir. Müze haftanın her günü 9.00 - 18.00 saatleri arasında, Cuma günleri ise 22.00'a kadar açıktır.Jan Steen, Frans Hals, Vermeer ve Rembrandt’ın eserlerini burada görmek mümkündür. 400’den fazla resim bulunan bu müzede ayrıca Hollanda’nın tarihi ile ilgili eserleri de görebilirsiniz. Sanat ve resim ilginizi çekiyorsa bütün bir gününüzü burada geçirebilirsiniz. Müzeye turistlerin ilgisi oldukça fazlaydı ve uzun bir kuyruktan sonra müzeye girebildik. Gerçekten tablolar harikaydı.
Gezdiğimiz diğer müze aynı bölgede bulunan Stedelijk Müzesi oldu. 1895 yılında açılmış olan müze Amsterdam’ın modern sanat müzesidir. Sanatla bu kadar haşır neşir olduktan sonra kendimizi kanal kenarındaki restoranta attık. Hollanda’nın kendine özgü çok fazla yemek kültürü olmadığından Wagamama’da noddle yemeği tercih ettik. Amsterdam’da bu müzeler dışında Anne Frank’in evi, Rembrandthuis (Rembrandt Evi) ve Madame Tussauds Müzesi gezilmesi gereken yerlerin başında geliyor. Laleler diyarı olan Amsterdam’da ikinci günümüzün büyük bir bölümünü Çiçek pazarı adı verilen bölgede geçirdik. Her renk lale soğanını, envai çeşit çiçek tohumunu buradan alma şansınız var. Çiçekçilerin arasında bulunan peynir dükkanlarında da pek çok çeşit peyniri bir arada görme imkanı oluyor.






Yağmur durup, güneş biraz yüzünü gösterince hemen kendimizi bir tekneye atıp, kanal turu yaptık. Amsterdam’ın pek çok noktasında bulabileceğiniz kanal turu şirketlerinin birinden alacağınız tekne bileti ile bu turu yapabilirsiniz. Sadece gezi teknesi olduğu gibi isterseniz yemekli tekne turuna katılabilirsiniz. Yemeksiz gezi teknelerinde 75 ya da 90 dak. süren turlarla şehri birbirine bağlayan tüm kanalları gezip, hem kanal kenarına yol boyunca dizilmiş bir örnek harika evleri hem de Amsterdam’ın meşhur kanal evlerini yakından görebiliyorsunuz.

























Amsterdam’ın en önemli meydanı Dam Meydanı’dır. Koninklijk Sarayı, Nieuwe Kerk Kilisesi ve Madam Tussaud Müzesi ,şehrin en ünlü alışveriş merkezleri Magna Plaza ve De Bijenkorj Alışveriş Merkezi bu meydandadır. Pekçok restoran, kafe ve mağaza bu meydanın etrafında sıralanmıştır. Ayrıca bu meydanı çevreleyen dükkanlarda şehre özel hediyelik eşyaları kolaylıkla bulabilirsiniz.

Amsterdam’da dünyanın tüm mutfaklarının örneklerini sunan pek çok restoran olmakla beraber İtalyan ve Arjantin mutfağı diğerlerine göre daha fazla göze çarpmaktadır. Akşam yemeğinde denediğimiz Dam Meydanı yakınındaki Arjantin lokantası "Argentinos" Arjantin’de yediğimiz ete yakın kalitede et sunuyor. Amsterdam’a gelirseniz bu restoranı denemenizi öneririm. Günün her saati oturabileceğiniz kafelerde nefis kahvelerin yanında özellikle kremalı, elmalı tart ya da çikolatalı pancake yemenizi tavsiye ederim


Tatilimizin 2. Durağı Amsterdam’ı geride bırakarak Barcelona’ya doğru yola çıkıyoruz. Barcelona’da görüşmek üzere.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...